|
Tweet |
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Ortadoğu’da emperyalist ve Siyonist güçlerin demokrasi getirme yalanıyla yürüttüğü paylaşım savaşının Türkiye üzerindeki etkilerini Meclis gündemine taşıdı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle verilen önergede, Türkiye topraklarının NATO ve ABD’nin askeri-stratejik planlarının uygulama sahasına dönüştürülmesine sert tepki gösterildi.
Bayhan, 2021-2025 döneminde NATO üyesi Avrupa ülkelerinin silah ithalatının yüzde 143 arttığına dikkat çekerek, bu silahların büyük çoğunluğunun ABD menşeli olduğunu hatırlattı. Emperyalist devletlerin savaşları durdurmak yerine büyüttüğünü ifade eden Bayhan, “Her yeni çatışma, silah tekelleri için yeni siparişler ve daha büyük kârlar demektir. Saray rejimi ise bu durumu Türkiye halkına bir ‘güvenlik garantisi’ gibi sunmakta, NATO’nun çıkarlarını halkın çıkarlarıymış gibi göstermeye çalışmaktadır” dedi.
Önergede, Türkiye bağlantılı savunma sanayii şirketlerinin de bu paylaşım savaşından pay kapma yarışında olduğu vurgulandı. Özellikle ABD’nin İsrail’e sattığı hava-yer bombalarının yüklenici şirketlerinden birinin, Türkiye merkezli Repkon şirketinin ABD iştiraki olan Repkon USA olduğunun belgelendiğini hatırlatan Bayhan, “Tekeller büyürken halka düşen yıkım, enflasyon ve yoksulluktur” dedi.
İktidarın iç cephe söylemiyle toplumdan fedakarlık talep ettiğini ancak savaşın gerçek faturasının emekçilere kesildiğini belirten Bayhan, Malatya’daki Kürecik radarından Hatay ve Antep’e düşen füze parçalarına kadar bölgedeki risklerin arttığını ifade etti. İspanya’nın ABD ve İsrail’e üslerini kullandırmama kararının Türkiye halkı tarafından desteklendiğini hatırlatan Bayhan, Türkiye’nin de benzer bir bağımsız dış politika izlemesi gerektiğini savundu.
İskender Bayhan, önergesinde Bakan Fidan’dan şu sorulara yanıt istedi:
1. Emperyalist–Siyonist ittifakın Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren saldırganlığının parçası olmamak ve Türkiye’nin İran’a yönelik olası bir askeri müdahalenin ya da bölgesel bir savaşın tarafı haline gelmesini önlemek için bugüne kadar hangi somut adımlar atılmıştır?
2. Türkiye’nin toprakları, hava sahası ve askeri altyapısı neden ABD ve NATO’nun emperyalist saldırganlığının bir aracı olarak kullanılmaktadır?
3. Türkiye’yi “güvenlik” bahanesiyle adeta bir ABD askeri üssüne dönüştürmek, NATO üslerinin kapatılmasını bir yana bırakın, sürekli genişleterek ülkemizi hedef haline getirmek, işçi ve emekçiler açısından nasıl bir güvenlik anlamına gelmektedir? Bu durum, Türkiye’nin güvenliğinin değil, ABD’ye bağımlı dış politikanın bir sonucu değil midir?
4. İspanya hükümetinin “ABD ve NATO üsleri ülkemizin savaş politikaları için kullanılmayacaktır” yönündeki açıklaması Türkiye’de geniş bir toplumsal destek görmüştür. Siz de benzer bir açıklama yapacak mısınız? Türkiye topraklarının ABD ve İsrail’in askeri operasyonları için kullanılmayacağını ilan edecek misiniz?
5. Hatay, Gaziantep ve Adana’ye düşen füze parçaları ve bölgedeki askeri hareketlilik dikkate alındığında, Türkiye’nin NATO üzerinden bir bölgesel savaşın parçası haline gelme riskine karşı hangi somut adımları atacaksınız? Türkiye’yi savaşın cephesi haline getiren NATO ve ABD üslerinin kapatılması ve ülkeden çıkarılması için bir girişimde bulunacak mısınız?
6. “İç cephe” söylemiyle toplumdan fedakârlık istenirken, artan savunma harcamalarının ve savaş politikalarının ekonomik yükü neden işçi ve emekçilerin sırtına yıkılmaktadır? Repkon gibi şirketler emperyalist-siyonist savaş ekonomisinden milyarlar kazanırken fedakârlık yapması beklenen yine Türkiye işçi ve emekçileri midir?
7. ABD’nin İsrail’e sattığı 12 bin hava-yer bombasının yüklenici şirketlerinden biri olan Repkon USA’nın Türkiye merkezli Repkon şirketinin iştiraki olduğu bilinmektedir. Türkiye bağlantılı şirketlerin emperyalist-siyonist ittifakın parçası haline gelmesini onaylıyor musunuz?