beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Doç. Dr. Ergül Halisçelik

facebook-paylas
Kassandra'nın haykırışı: Türkiye gerçeklerle yüzleşecek mi?
Tarih: 20-09-2025 09:19:00 Güncelleme: 20-09-2025 09:19:00


Binlerce yıl önce Truva surlarının önünde yükselen bir ses, bugün Türkiye’nin dört bir yanında yeniden yankılanıyor. Kassandra, “Bu at bir tuzaktır, Truva’nın sonu olacak!” diye haykırmış, ama kimse onu ciddiye almamıştı. 

Truvalılar uyarıları hafife aldı, tahta at şehre girdi ve Truva yandı. Kassandra’nın kehanetleri birer birer gerçekleşti, fakat artık çok geçti. Bugün de ekonomiden eğitime, tarımdan çevreye kadar pek çok alanda “çağdaş Kassandralar” toplumu uyarıyor; ancak bu uyarılar çoğu zaman “karamsarlık” damgasıyla bastırılıyor ya da siyasi gündemin gürültüsü içinde kayboluyor. Sonra kriz kapıya dayandığında hep aynı soru soruluyor: “Bunu nasıl göremedik?” Krizler bir anda ortaya çıkmaz; yıllarca biriken sorunların sonucudur. Gerçeklerle yüzleşmek acı verici olabilir, fakat onları görmezden gelmek çok daha ağır bedeller ödetir. Türkiye hâlâ geri dönülebilir bir eşikte duruyor — ama zaman hızla daralıyor. Şimdi tam zamanı: Kassandra’yı bu kez dinlemek gerekiyor.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KIRILGAN YAPISI

Küresel Bağımlılık ve “Hormonlu” Büyüme: 1980’lerden bu yana uygulanan neo-liberal politikalar, Türkiye ekonomisini finansman, yatırım ve ticaret kanalları üzerinden küresel sisteme giderek daha bağımlı hâle getirdi. Sermaye girişlerinin hızlandığı dönemlerde büyüme artarken, yavaşladığı dönemlerde ekonomi durgunluğa sürüklendi ve krizlere açık bir yapı ortaya çıktı. Sonuçta, üretimden çok tüketime dayalı “hormonlu” bir büyüme modeli benimsendi.

Popülist Politikalar ve Derinleşen Kırılganlık: Siyasal karar vericilerin yapısal sorunları görmezden gelmesi ve liyakatli kadrolar ile güçlü kurumlar yerine popülist, kısa vadeli çözümleri tercih etmesi kırılganlığı derinleştirdi. Rant ekonomisinin merkezde olduğu bu düzende, sosyal yardımlar araçsallaştırılıyor; liyakatsiz atamalar, partizanca işe alımlar ve seçim öncesi verilen popülist vaatler (ücret artışları, aflar, teşvikler, ertelemeler, ikramiyeler) sürdürülemez bir ekonomik düzen yaratıyor.

Ekonomik ve Siyasal Reform İhtiyacı: Yüksek enflasyon, düşük rezervler, artan dış borç ve siyasi belirsizlikler, yapısal reformların yıllardır ertelendiğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’nin şoklara dayanıklı, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir ekonomik yapıya kavuşması yalnızca ekonomik değil; siyasal ve sosyal alanlarda da kapsamlı reformlarla mümkün. Güçlü kurumlar ve kalıcı reformlar olmadan, siyasi krizlerin tetiklediği ekonomik dalgalanmalar sürecektir.

Gelir Dağılımı ve Orta Sınıfın Erozyonu: Gelir ve servet dağılımındaki uçurum her geçen yıl büyüyor. En zengin %10, ülke servetinin yarısından fazlasını kontrol ederken, orta ve alt gelir grupları borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor. Reel ücretler enflasyon karşısında eriyor, asgari ücretle geçinenlerin oranı artıyor. Orta sınıfın erimesi, yalnızca ekonomik değil, siyasal istikrar ve toplumsal uyum için de ciddi bir tehdit. Orta sınıf küçüldükçe toplumsal kutuplaşma artıyor, sistem dışı tepkilerin yükselme olasılığı büyüyor.

Jeopolitik ve Finansal Kırılganlıklar: Enerji ithalatına yüksek bağımlılık, döviz kurundaki dalgalanmaları iç piyasada şok etkisine dönüştürüyor. Artan enerji faturası cari açığı büyütüyor, dış finansmana bağımlılığı artırıyor. Yüksek CDS primleri ve düşen yatırım yapılabilirlik notları Türkiye’yi küresel risk iştahına daha duyarlı hâle getiriyor. Yargı bağımsızlığına dair kaygılar, belediyelere yönelik siyasi müdahaleler ve kutuplaştırıcı söylemler hem yerli hem yabancı yatırımcıyı uzaklaştırıyor; büyüme yavaşlıyor, işsizlik ve sosyal huzursuzluk riski tırmanıyor.

Derinleşen Dengesizlikler: Türkiye ekonomisi uzun süredir sürdürülebilir büyüme rotasından uzak. Teknolojik üretim kapasitesinin yetersizliği, nitelikli iş gücü eksikliği, sermayenin üretim yerine tüketime yönelmesi ve hukukun üstünlüğündeki aşınma ülkeyi orta gelir tuzağına mahkûm ediyor. Bugünkü büyüme, dış borç, tüketim ve kamu harcamalarına dayanıyor; bu model artık tıkanmış durumda. Üretkenlik artışı, nitelikli istihdam ve güçlü kurumsal yapılar sağlanmadan kalıcı büyüme mümkün değil. Türkiye’nin yeniden sağlıklı bir kalkınma rotasına girmesi, üretim ekonomisini merkeze alan, yüksek teknoloji ve inovasyona dayalı bir dönüşüm ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesisi ile mümkün olabilir.

Aksi hâlde krizlerin kısır döngüsünden çıkmak imkânsız hâle gelecek ve ekonomik kırılganlık daha da derinleşecektir.

LİYAKATLİ KADROLAR, GÜÇLÜ KURUMLAR VE AHLAKİ ÇÖZÜLME

Liyakat ve Şeffaf Yönetim: Türkiye’nin yeniden ayağa kalkabilmesi için ertelenmiş kararların cesaretle hayata geçirilmesi gerekiyor. Kamu yönetimi liyakat esasına göre şekillendirilmeli; kurumlar bilgi ve uzmanlıkla donatılmalı, karar alma süreçleri şeffaf ve hesap verebilir biçimde yürütülmelidir. Toplum bu sürecin yalnızca izleyicisi değil, aktif bir paydaşı ve denetleyicisi olmalıdır.

Partizanlık ve Kurumsal Erozyon: Sadakatin liyakatin önüne geçtiği mevcut düzen, partizanca atamaları, torpilli işe alımları ve kamu kaynaklarının belirli gruplara aktarılmasını sıradanlaştırmıştır. Bu yozlaşma yalnızca ekonomiyi değil, toplumsal dokuyu da hızla çürütmektedir. Demokratik kurumların güçlendirilmesi ve kamu yönetiminde güvenin yeniden tesisi, ancak ehliyet ve uzmanlığa dayalı atamalarla mümkündür.

Rant Ekonomisi ve Sosyal Adaletin Zedelenmesi: Ekonomik kaynakların üretken sektörler yerine rant dağılımı üzerinden şekillenmesi hem verimsizlik yaratmakta hem de sosyal adalet duygusunu zayıflatmaktadır. İmar afları, şeffaf olmayan kamu ihaleleri ve kayırmacı uygulamalar, toplumda adalet ve güvene duyulan inancı derin biçimde sarsmaktadır.

Toplumsal Değerlerin Aşınması: Bu yozlaşmış ortamda bireyler, kamusal çıkar yerine kişisel menfaatleri önceleyen bir anlayışa yöneliyor. Toplumsal değerler sistemi aşınıyor, “herkes kendi yoluna” anlayışı yaygınlaşıyor. Bu durum yalnızca bir etik sorun değil; toplumsal çözülmeyi hızlandıran ve gelecekte daha büyük krizlerin zeminini hazırlayan ciddi bir tehdittir.

Çözüm ve Yol Haritası: Türkiye’nin yeniden ayağa kalkması, liyakati esas alan, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla mümkündür. Güçlü kurumların inşası, adaletin tesis edilmesi, kamu kaynaklarının etkin ve adil kullanımı ile toplumda güven duygusu yeniden yeşertilebilir. Bu dönüşüm yalnızca siyasal değil, aynı zamanda kültürel ve ahlaki bir seferberlik gerektirir. Her birey, kendi alanında dürüstlük ilkesini korumalı, haksızlığa karşı sesini yükseltmelidir. Ancak o zaman hem ekonomik hem toplumsal çöküşün önüne geçilebilir.

BÜYÜMEYE AŞIRI ODAKLANARAK SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMAYI ISKALIYOR MUYUZ?

Piyasa ve Devlet Dengesi: Son yazılarımızda adalet, yoksulluk, gelir dağılımı, yapısal reformlar ve sürdürülebilir kalkınma gibi temel sorunların yeniden tartışılması gerektiğine değindik. Neo-liberal yaklaşımın piyasa başarısızlıklarına çözüm üretmekte yetersiz kaldığı günümüzde, “görünmez el”e mi yoksa kriz anlarında devreye giren “görünen el”e, yani devlete mi daha çok ihtiyaç olduğu sorusu önem kazanıyor. Asıl mesele, devlet ve piyasa arasında doğru dengeyi kurarak uzun vadeli verimliliği, sürdürülebilir büyümeyi ve kalkınmayı sağlamaktır.

Sosyal Adalet ve Kapsayıcı Kalkınma: Kalkınmanın yalnızca büyüme oranlarına indirgenmesi, toplumsal sorunların çözümünü geri plana itiyor. Oysa gerçek kalkınma, kimsenin yaşam kalitesini düşürmeden refahı artırmayı hedefler. Milli gelirden adil pay alınması, yoksulluğun ve açlığın ortadan kaldırılması, fırsat eşitliğinin sağlanması ve bölgesel kalkınmanın desteklenmesi sosyal devletin asli görevidir.

Yapısal Reformların Zorunluluğu. Nitelikli ve sürdürülebilir kalkınma için yapısal reformlar ertelenmeden hayata geçirilmelidir. Kurumların kapasitesinin artırılması, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve demokratikleşmenin ilerletilmesi, kapsayıcı büyümenin temel taşlarıdır. Kalkınma politikaları, özgürlük, adalet, eşitlik ve dayanışma ilkeleri üzerine inşa edilmelidir.

Umutlu ve Güvenli Bir Gelecek: Bu adımlar atıldığında, özgür, adil ve güvenli bir Türkiye inşa etmek mümkün olacaktır. Sosyal devletin görevi yalnızca kriz anlarında devreye girmek değil; tüm topluma uzun vadeli bir vizyon sunarak umut ve istikrar sağlamaktır.

Gerçek kalkınma büyüme rakamlarından değil, insan hayatını iyileştiren adımlardan geçer.

TARIM VE GIDA GÜVENLİĞİ: GÖZ ARDI EDİLEN KRİZ

Bir zamanlar tarımda kendi kendine yetebilen nadir ülkelerden biri olan Türkiye, son yirmi yılda ciddi bir gerileme yaşadı. Küçük ölçekli üreticiler artan mazot, gübre, tohum ve ilaç maliyetleri karşısında ayakta durmakta zorlanıyor ve giderek üretimden çekiliyor. Alım fiyatlarının geç açıklanması veya maliyetleri karşılamaması, çiftçinin plan yapmasını neredeyse imkânsız hâle getiriyor.

İklim değişikliğinin etkileri ise artık doğrudan hissediliyor. Kuraklık, aşırı yağış, don olayları ve verim kayıpları yalnızca raporların konusu değil; çiftçinin günlük hayatının bir parçası hâline gelmiş durumda. Tarımdaki bu yapısal gerileme, gıda enflasyonunu körüklüyor, kırsal yoksulluğu derinleştiriyor ve ithalata bağımlılığı artırıyor.

Türkiye bugün buğday, ayçiçek yağı, bakliyat ve hatta canlı hayvan gibi birçok temel üründe dışa bağımlı hâle gelmiş durumda. Bu kırılganlık, küresel piyasalardaki fiyat dalgalanmalarını iç piyasada doğrudan bir krize dönüştürüyor ve ülkeyi gıda güvenliği açısından savunmasız bırakıyor.

EĞİTİMDE KALİTE KAYBI VE BEYİN GÖÇÜ

Eğitim, uzun vadeli kalkınmanın ve toplumsal refahın temel taşıdır. Ancak Türkiye’de eğitim sistemi, yıllardır süregelen politik müdahaleler nedeniyle istikrarsız bir yapıya büründü. Sürekli değişen müfredatlar, sınav sistemleri ve yönetim anlayışları hem öğrencilerde hem de öğretmenlerde belirsizlik yaratarak eğitimin niteliğini zayıflattı.

Bugün Türkiye, PISA gibi uluslararası değerlendirmelerde okuma, matematik ve fen okuryazarlığında OECD ortalamasının gerisinde kalıyor. Mesleki eğitimin yetersizliği, iş gücü piyasasında ara eleman açığını derinleştirirken; üniversite mezunları arasında artan işsizlik, “diplomalı işsizlik” olgusunu kalıcı hâle getiriyor. Sonuçta gençler umutsuzluğa sürükleniyor, nitelikli bireyler yurt dışına göç ediyor. Beyin göçü yalnızca ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda ülkenin entelektüel ve sosyal sermayesinin erimesi anlamına geliyor.

Gençlik Krizi ve NEET Gerçeği: Türkiye’de ne eğitimde ne de istihdamda (NEET) olan gençlerin oranı %30’la seviyesine ulaşmış durumda ve bu, OECD ortalamasının (%14,1) iki katından fazla. Gençlerin eğitimden kopması ya da mezun olduktan sonra iş bulamaması, onları sistemin dışına itiyor. Bu yalnızca bir işsizlik sorunu değil; toplumsal dışlanma, aidiyet kaybı ve sosyal risklerin büyümesi anlamına geliyor.

NEET gençler arasında umutsuzluk, yalnızlık, psikolojik sorunlar ve radikalleşme eğilimleri daha yaygın görülüyor. Bu gençler ekonomik büyümenin dışında kaldıkları için potansiyel üretkenlik de atıl kalıyor. Bu durum yalnızca bugünün değil, yarının da kaybı demektir.

ULUSLARARASI KALKINMA ENDEKSLERİNDE ALARM ZİLLERİ

Kalkınma yalnızca ekonomik büyüme oranları ya da kişi başına gelirle ölçülemez. İnsanların kaliteli eğitime erişebilmesi, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilmesi, cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve özgürlüklerin güvence altında olması da kalkınmanın temel unsurlarıdır. Bu nedenle ulusal ve uluslararası kuruluşlar, kalkınmayı giderek daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çerçevede değerlendirmektedir.

Gerçek refah, yüksek gelirle birlikte nitelikli eğitim, güçlü bir sağlık sistemi, adaletin etkin işleyişi, temiz bir çevre ve güvenli bir sosyal ortamla mümkündür. Türkiye’nin kalkınma düzeyini yükseltmesi için insanı merkeze alan, fırsat eşitliğini gözeten, beşeri sermayeyi geliştiren ve yoksulluğu azaltan politikaları hayata geçirmesi gerekmektedir.

Ne var ki Türkiye, son yıllarda birçok uluslararası sıralamada gerileme yaşıyor. Basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, eğitim kalitesi, şeffaflık ve demokratik standartlar gibi alanlardaki düşüş, yalnızca iç siyaseti değil, dış yatırımcıların algısını da olumsuz etkiliyor. Bu gidişat, kalkınma hedeflerini geciktiriyor ve sürdürülebilir büyüme potansiyelini zayıflatıyor.

Türkiye’nin yeniden yükselişi, insan odaklı kalkınma vizyonunu hayata geçirerek eğitimden adalete, özgürlükten şeffaf yönetime kadar her alanda güveni ve kaliteyi yeniden tesis etmekle mümkün olacaktır.

SOSYAL AYRIŞMA: KAYBOLAN ORTAK PAYDA

Türkiye, son yıllarda giderek derinleşen bir kutuplaşma yaşıyor. Siyasi, ideolojik ve yaşam tarzı farklılıkları, toplumu adeta karşıt kamplara ayırmış durumda. Bu ayrışma yalnızca siyaset sahnesiyle sınırlı kalmıyor; sosyal ilişkileri, komşulukları, hatta aile bağlarını bile zedeliyor. Birbirini anlamaya çalışan sesler, hoşgörüsüzlük ve önyargının duvarlarına çarpıyor.

Tıpkı Kassandra’nın kehanetleri gibi, bu sosyal erozyonun toplumsal barışı tehdit ettiği uyarıları da çoğu zaman görmezden geliniyor. Sosyal medyada yayılan nefret söylemleri, kutuplaşmayı besleyen siyasi retorikler ve “öteki” kavramını sürekli yeniden üreten dil, toplumun en büyük zenginliği olan çok sesliliği yavaş yavaş yok ediyor.

Herkesin kendi “gerçeğine” inandığı, ortak bir hikâyenin kalmadığı bir toplumda sağlıklı bir gelecek kurmak giderek imkânsız hâle geliyor. Toplumsal barışın yeniden inşası, ortak değerlerde buluşmayı, farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışın hâkim kılınmasını ve diyalog kanallarının güçlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Toplumsal barış, farklılıklarımızı düşmanlık değil zenginlik gördüğümüzde mümkün olacak.

ÇEVRESEL FELAKETLER: GÖZ ARDI EDİLEN UÇURUM

Türkiye, iklim krizinin etkilerini en derinden hissedecek ülkelerden biri olmasına rağmen, çevresel sorunlar hâlâ kalkınma ve ekonomik büyüme hedeflerinin gerisinde kalıyor. Orman yangınları, betonlaşmanın yol açtığı seller ve denizlerdeki müsilaj felaketleri, doğanın giderek yükselen çığlıkları hâline geldi. Bu olaylar, yıllardır yapılan uyarıların ve bilim insanlarının dile getirdiği risklerin somutlaşmış hâlidir.

Ne yazık ki, tıpkı Kassandra’nın Troya’nın yıkımına dair uyarılarının dikkate alınmaması gibi, çevrecilerin ve bilim insanlarının ikazları da çoğu zaman görmezden geliniyor. Kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna ekosistemler feda ediliyor, kâr odaklı projeler doğal yaşam alanlarını yok ediyor. Bu yaklaşım sürdürülebilir kalkınma hedeflerini kâğıt üzerindeki temennilerden öteye taşıyamıyor.

Doğanın uyarılarını dikkate almak, gelecek nesillere bırakabileceğimiz en büyük mirastır.

SONUÇ: ÇIKIŞ YOLU KASSANDRA’YI BU KEZ DİNLEMEK

Türkiye, ekonomik kırılganlıktan sosyal ayrışmaya, eğitimdeki kalite kaybından çevre felaketlerine kadar çok boyutlu bir kriz sarmalında. Bu sorunlar birbirini besliyor ve çözümler ertelendikçe maliyet giderek artıyor. Gerçeklerle yüzleşmek acı verici olabilir; ancak onları görmezden gelmek, gelecekte çok daha ağır bedeller ödetir.

Çıkış yolu; liyakatli kadroların, güçlü kurumların ve adil bir ekonominin inşasından geçiyor. Eğitim sistemi nitelikli işgücü yetiştirecek biçimde yeniden düzenlenmeli, tarım ve sanayi politikaları verimlilik odaklı kurgulanmalı, gelir dağılımındaki adaletsizlikler giderilmeli ve toplumsal barış yeniden tesis edilmelidir. Hukukun üstünlüğü, şeffaflık, basın özgürlüğü ve demokratik haklar güçlendirilerek güven ortamı yeniden sağlanmalıdır. Ekonomi, rant yerine üretim ve inovasyona odaklanmalı; kamu maliyesinde disiplin ve vergi adaleti tesis edilmelidir.

Bu adımlar atıldığında Türkiye, kırılgan ve kısa vadeli büyüme modelinden çıkarak herkes için adil, üretken ve sürdürülebilir bir kalkınma yoluna girebilir. Kassandra’nın uyarısı aslında hepimize bir çağrıdır: Sessiz kalmayın, sorgulayın ve gerçeklerle yüzleşin. Bugün Kassandra’yı dinlemek, yarının krizlerini önlemenin ve umutlu bir geleceği kurmanın tek yoludur.



Bu yazı 2529 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 24 18 2 4 58 18 58 +40
2 Fenerbahçe 23 15 0 8 52 21 53 +31
3 Trabzonspor 24 15 3 6 48 28 51 +20
4 Beşiktaş 24 13 4 7 45 29 46 +16
5 Göztepe 24 11 4 9 27 16 42 +11
6 Başakşehir FK 24 11 7 6 42 26 39 +16
7 Samsunspor 23 7 6 10 25 27 31 -2
8 Kocaelispor 24 8 10 6 21 25 30 -4
9 Gaziantep FK 23 7 9 7 30 40 28 -10
10 Çaykur Rizespor 24 6 9 9 31 35 27 -4
11 Alanyaspor 24 5 8 11 26 30 26 -4
12 Gençlerbirliği 23 6 12 5 28 34 23 -6
13 Konyaspor 24 5 11 8 27 37 23 -10
14 Antalyaspor 23 6 12 5 22 36 23 -14
15 Eyüpspor 24 5 12 7 19 35 22 -16
16 Kasımpaşa 24 4 12 8 20 35 20 -15
17 Kayserispor 23 3 10 10 18 43 19 -25
18 Fatih Karagümrük 24 3 17 4 21 45 13 -24
Takım O G M B A Y P AV
1 Erzurumspor FK 28 17 2 9 60 19 60 +41
2 Esenler Erokspor 28 17 3 8 67 22 59 +45
3 Amed SK 28 16 5 7 58 32 55 +26
4 Bodrum FK 28 14 8 6 58 29 48 +29
5 Çorum FK 27 14 8 5 43 31 47 +12
6 Pendikspor 27 12 6 9 38 22 45 +16
7 Iğdır FK 28 12 8 8 38 37 44 +1
8 Keçiörengücü 28 10 8 10 53 36 40 +17
9 Manisa FK 27 11 9 7 42 40 40 +2
10 Bandırmaspor 27 11 10 6 38 31 39 +7
11 Boluspor 28 11 12 5 47 40 38 +7
12 Van Spor FK 28 10 10 8 39 32 38 +7
13 İstanbulspor 28 9 8 11 37 41 38 -4
14 Sivasspor 27 8 8 11 35 29 35 +6
15 Sarıyer 27 10 13 4 30 35 34 -5
16 Ümraniyespor 27 9 13 5 32 36 32 -4
17 Serik Belediyespor 27 8 14 5 29 53 29 -24
18 Sakaryaspor 27 6 15 6 34 52 24 -18
19 Hatayspor 28 0 21 7 20 77 7 -57
20 Adana Demirspor 27 0 24 3 16 120 39 -104
Takım O G M B A Y P AV
1 Bursaspor 26 19 4 3 70 17 60 +53
2 Mardin 1969 Spor 26 17 5 4 54 19 55 +35
3 Kahramanmaraş İstiklalspor 25 17 5 3 67 20 54 +47
4 Aliağa Futbol A.Ş. 26 16 5 5 58 19 53 +39
5 Muş Spor Kulübü 26 16 5 5 61 29 53 +32
6 Güzide Gebze Spor Kulübü 26 13 4 9 47 19 48 +28
7 Isparta 32 Spor 26 11 6 9 50 30 42 +20
8 Menemen FK 25 11 8 6 44 31 39 +13
9 68 Aksaray Belediyespor 26 9 6 11 43 30 38 +13
10 Ankara Demirspor 25 11 9 5 34 35 38 -1
11 1461 Trabzon FK 26 9 10 7 37 40 34 -3
12 Fethiyespor 26 8 10 8 44 32 32 +12
13 Arnavutköy Belediye 25 8 11 6 29 28 30 +1
14 Kırklarelispor 26 6 11 9 33 38 27 -5
15 Somaspor 27 7 16 4 32 56 25 -24
16 Yeni Mersin İdman Yurdu 27 4 20 3 22 79 12 -57
17 Adanaspor 25 1 23 1 10 128 4 -118
18 Yeni Malatyaspor 27 0 25 2 8 93 43 -85
Takım O G M B A Y P AV
1 İnegöl Kafkas GK 22 13 3 6 38 19 45 +19
2 K.Çekmece Sinopspor 23 13 5 5 40 24 44 +16
3 Çorluspor 1947 22 12 4 6 39 19 42 +20
4 Bursa Yıldırımspor 22 12 4 6 29 20 42 +9
5 Etimesgut Spor 23 11 4 8 27 15 41 +12
6 Yalova FK 23 9 6 8 33 24 35 +9
7 Galata 23 9 9 5 30 25 32 +5
8 Silivrispor 23 9 9 5 31 29 32 +2
9 Beykoz İshaklıspor 22 7 7 8 28 30 29 -2
10 Bulvarspor 22 7 9 6 26 32 27 -6
11 İnkılap FSK 23 4 6 13 16 24 25 -8
12 Çankaya SK 23 5 10 8 25 29 23 -4
13 Kestel Çilekspor 23 6 12 5 19 29 23 -10
14 Bursa Nilüfer FK 22 5 11 6 19 31 21 -12
15 Polatlı 1926 Spor 22 5 14 3 14 33 18 -19
16 Edirnespor 22 2 16 4 17 48 10 -31
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/03/2026 Gençlerbirliği vs Kayserispor
 01/03/2026 Antalyaspor vs Fenerbahçe
 01/03/2026 Samsunspor vs Gaziantep FK
 07/03/2026 Başakşehir FK vs Göztepe
 07/03/2026 Beşiktaş vs Galatasaray
 08/03/2026 Çaykur Rizespor vs Antalyaspor
 08/03/2026 Gaziantep FK vs Fatih Karagümrük
 08/03/2026 Konyaspor vs Kasımpaşa
 08/03/2026 Fenerbahçe vs Samsunspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/03/2026 Adana Demirspor vs Pendikspor
 01/03/2026 Serik Spor vs Sivasspor
 01/03/2026 Ümraniyespor vs Bandırmaspor
 01/03/2026 Sakaryaspor vs Sarıyer
 02/03/2026 Manisa FK vs Çorum FK
 06/03/2026 Sarıyer vs Ümraniyespor
 06/03/2026 Pendikspor vs Van Spor FK
 06/03/2026 Sakaryaspor vs Adana Demirspor
 07/03/2026 Erzurumspor FK vs Manisa FK
 07/03/2026 Sivasspor vs Keçiörengücü
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/03/2026 24Erzincanspor vs Muğlaspor
 01/03/2026 Adana 01 Futbol Kulübü vs GMG Kastamonuspor
 01/03/2026 Altınordu vs Batman Petrolspor
 01/03/2026 Elazığspor vs Şanlıurfaspor
 01/03/2026 İskenderunspor A.Ş. vs Sincan Belediye Ankaraspor
 06/03/2026 Beykoz Anadolu vs İskenderunspor A.Ş.
 06/03/2026 Bucaspor 1928 vs Erbaaspor
 07/03/2026 GMG Kastamonuspor vs Elazığspor
 07/03/2026 Şanlıurfaspor vs MKE Ankaragücü
 07/03/2026 Karacabey Belediye Spor - Altınordu Altınordu ligdeki son 6 maçında hiç kazanamadı  Karacabey Belediye Spor yenilmez
 07/03/2026 Sincan Belediye Ankaraspor - 24Erzincanspor Sincan Belediye Ankaraspor ligde evindeki son 13 maçında hiç kaybetmedi  Sincan Belediye Ankaraspor yenilmez
 07/03/2026 Muğlaspor - Adana 01 Futbol Kulübü Adana 01 Futbol Kulübü ligdeki son 13 maçında hiç kaybetmedi  Adana 01 Futbol Kulübü yenilmez
 07/03/2026 Muğlaspor - Adana 01 Futbol Kulübü Muğlaspor ligdeki son 16 maçında hiç kaybetmedi  Muğlaspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/03/2026 Beykoz İshaklıspor vs Çorluspor 1947
 01/03/2026 Bursa Yıldırımspor vs Bursa Nilüfer FK
 01/03/2026 Edirnespor vs Bulvarspor
 01/03/2026 İnegöl Kafkas GK vs Polatlı 1926 Spor
 07/03/2026 Bulvarspor vs Yalova FK
 07/03/2026 Çorluspor 1947 vs Galata
 07/03/2026 İnkılap FSK vs Beykoz İshaklıspor
 07/03/2026 Kestel Çilekspor vs K.Çekmece Sinopspor
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
NAMAZ VAKİTLERİ
YUKARI