beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Şaban Akbaba

facebook-paylas
EŞREF YILMAZ İLE ŞİİR VE ÇEVİRİ ÜZERİNE SOHPET (SANAT İYİLEŞTİRİR)
Tarih: 20-03-2026 13:18:00 Güncelleme: 20-03-2026 13:18:00


Eşref Yılmaz, uzun yıllar sınıf ve sonrasında da Türkçe – Edebiyat öğetmenliği,  yapmış, şiire emek vermiş şair ve çevirmendir. Yayınlanmış  iki şiir kitabı,  dokuz  çeviri, üç   derleme- araştırma  olmak üzere toplam on dört kitabı var.

Kendisiyle bir söyleşi yapmak istediğimi belirttikten sonra yaz aylarını geçirdiği kampına gittim. Karacabey Longozu’yla, Marmara Denizi arasında neredeyse vahşi denebilecek doğanın içinde buluştuk. Tamamı geri dönüşüm ürünlerden yapılmış barakalarının önündeki vaha benzeri küçük bir yeşillikte, asmalarla sarmaş dolaş büyümüş çınarların gölgesinde söyleşmeye başladık.

*Sevgili Eşref Yılmaz, güzel şiirler ürettiğin bu güzel mekândan söz edelim öncelikle. Kaç zamandır buradasın? Neden ve nasıl oldu buraya konuşlanman? Ne kadar kalıyorsun, nasıl zaman geçiriyorsun? Bu otantik barakalarla çevresinin sendeki etkisi nedir? Burada çok şiir yazdın mı? Bu mekan şiirlerine girdi mi? Burada yazdığın şiirlerden birini  paylaşır mısın?

-Dünyanın, ülkenin ve insanlığın gidişatı ile ilgili sorunlarım vardı kendimce. Bunların çözümsüzlüğü beni oldukça bunaltmıştı. Adeta şarjım bitmişti. Kendi köyüm Boğazköy'e de yakın olduğu için bu doğal alanı kendimi yeniden şarj mekânı olarak seçtim.  1992 yılıydı sanırım, çadırım ve 12 yaşında oğlum Kurtuluş'la geldik. Çok iyi gelmişti bana. Sonra, burasız yapamaz oldum.

Haziran’dan Eylül’e kadar kalıyorum.

Burada çoğunlukla yalnız yaşıyorum. Sonraları dostlarım da sevdi ve alıştı. Hatta iki arkadaş daha baraka yaptı ama onlar benim kadar zaman geçirmiyorlar. Burada genelde hafta sonları dostlarla buluşuyoruz. Şiir, sanat, edebiyat konuşuyoruz. Türkülenip eğleniyoruz.

Bol bol kitap okuyorum. Arada böyle söyleşiyoruz tabii…

Bu baraka veya kulübe her neyse bunları denizden çıkan malzemelerle yaptım. Tahta çıktı tahta çaktık, teneke çıktı teneke kullandık, böylece tamamladık. Bu konu ile ilgili kısa bir anımı anlatmak isterim. Kulübe yapımı bitti bitmesine de kapı yapacak hiçbir malzeme yoktu. Sahilde belki tahta falan bulurum umuduyla erkenden deniz kenarına indim. İner inmez denizde sallanan bir tahta gördüm, kıyıya yakın sallanıyordu. Hemen çekip çıkardım ki küçük bir kapı. Kurusun diye diktim güneşe. İki gün sonra getirip kulübemin kapısı olarak taktım yerine. Hâlâ o kapıyı açıp kapatıyoruz.

Ez cümle, baraka her şeyiyle nostalji…

Elbette burada çok şiir yazdım. Hatta çoğunu burada yazdım diyebilirim. Buranın şiirini de yazdım.

 

YALNIZLIK UMUTLARI

               -Issız bir kampta korkmuyor musun ? soranlara… -

 

Karanlık korkutmuyor beni

Biliyorum saat altıda

Kızılca tepsi gibi gün doğacak

 

Karanlık korkutmuyor beni

Biliyorum tokken kendi cinsini yiyen

Tek canlı insan

O da burada yok

 

Karanlık korkutmuyor beni

Yakmışım çoban ateşini

Kızılca kımıl kımıl…

Sazım mavzer gibi

Koynumda gümbür gümbür…

                                      1995

Yürek Rengi sayfa: 16

 

 

*İlk şiir kitabın hangisidir? Son şiir kitabından geriye dönüp baktığında, onu nasıl buluyorsun?

- İlk şiir kitabım ‘’Yürek Rengi’’ , son şiir kitabım ‘’Şiir Gözlü Ağrılar’’ arasında kesinlikle değişim ve gelişim fark edilir ancak tema olarak devamı gibi duruyorlar. Aşk,sevgi, kavga ve umut…  Hatta şiir dosyam ‘’ŞİİRCEM’’ de tematik olarak devamı gibi ama yepyeni buluşlarla… Yakında yayımlanabilir.

 

* Daha sonra hangi kitapların yayımlandı?

- Daha sonra, çok önem verdiğim derleme kitabım denebilecek ‘’ İlia’nın İzinde’’ kitabım yayımlandı. Derleme derken; yayımlanmış ya da kayıt altına alınmış Gürcü kültürüne ilişkin yazılarımdan, şiirlerimden, konuşmalarımdan oluşmaktadır. Hatta kitap yüzde kırk oranında Gürcüce …

 

*Gürcistan’ın Ulusal Marşı’nın da yazarı olan, uluslararası üne sahip Dato Magradze’nin Salve adlı kitabını çevirdiğini biliyorum. Onunla iletişim konusunda neler söylemek istersin. Ayrıca Salve ile ilgili bilgi vermeni istesem neler söylemek istersin?

-Dato Mağradze’nin ‘’Salve” sinden sora iki kitabını daha çevirdim. “Jakomo Ponti” ve “Diyarsız…”

“Salve”, genel şiirler içeriyor, “Jakomo Ponti” tek şiirden oluşuyor; yargılanan birinin aslında yargılayanları nasıl yargıladığını konu edinen uzun soluklu bir şiir…. “Diyarsız”da ise günümüz koşullarında bireyin bunalımını ve isyanınını şiirleştirmiş. Bu kitaplar Türkçeden başka bir çok dile çevrildi. Dato’nun,  Türkçe’ye “Bereketli Toprak” adında bir kitabı daha çevrildi ancak onu ben çevirmedim. Dato gerçekten iyi bir şair… Dostluğumuz devam ediyor.

 

*Gürcüceden çevirdiğin diğer kitaptan da söz etmeni istiyorum.

- Dato’dan sonra iki şiir kitabı daha çevirdim. Bunlar; Eka Surameli’nin ‘’Dil ve Gönül’’ ile Nunu Kursua’nın ‘’Deniz Ötesi’’dir. Ayrıca etkinlik için Gürcü Dil Merkezi’ne konuk ettiğimiz şairlerin birer şiirlerini, sosyal medyada görüp beğendiğim Gürcüce şiirlerden de çevirdiğim çok oldu.

Bunların yanında bir de Roman çevirdim Gürcüce’den. Akaki Makharadze’nin ‘’Gurbetçinin Çilesi’’ adlı romanı çok yakında yayımlanacak Ekim ayında imza ve tanıtım etkinliğini düzenleyeceğiz.

 Türkçe’den Gürcüce’ye Faruk Albay’ın ‘’Jakeli BOÇO BEG’’ adlı romanını  Eka Surameli ile birlikte çevirdik. O da yakında yayımlanacak.

 

*Sen bir Gürcüsün, çeviri işlerinden başka Gürcüceyle ilgili yoğun çalışmaların var. İstanbul’da Gürcü Dil Merkezi’nin de kurucususun. Orada neler yapıyorsunuz? Üniversitede de Gürcücüce dersler verdin. Kısaca bu konulara da değinir misin?  Gürcü alfabesinin çok farklı olduğunu biliyorum. Gürcüce nasıl bir dildir, alfabesi nasıldır?

-Gürcü Dil Merkezi Platformu’nu 2014 yılında kurdum. Orada dil ağırlıklı çalışmalar yapıyoruz. Dile emek veren kişileri önemsiyor ve onlar için etkinlikler düzenliyoruz. Gürcüce öğretiyoruz. Arzu eden yabancılara Türkçe de öğretiyoruz.

İTÜ’de onbeş dönem Türkçe okutman olarak çalıştım. Boğaziçi Üniversitesi Dil Bilimi Bölümünde  altı dönem Gürcü Dili Öğretim Görevlisi olarak çalıştım.

Gücü Dili çok eski ve zengin bir dildir. Kafkas Dilleri grubunda alfabesi olan tek dildir. Alfabesi M.Ö. 200 yıllarında  Parnavaz Mepe (Kral) tarafından oluşturuldu. Üç evre geçirmiştir. Son evresi Asomtavruli otuzüç harften oluşan ( beşi sesli) bir alfabedir. Dünyada 14 ayrı alfabe bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Gürcü Alfabesinin olması ve Unesco’nun kaligrafik olarak en güzel beş alfabe seçkisinde yer alması Gürcüleri  ziyadesiyle gururlandırıyor. Gürcüce’nin en önemli özelliği, önden ve sondan ek almasının yanında hiçbir dilde kullanılmayan çok sert sessiz sesleri kullanması ve beş, altı sessizi bir hecede kullanabilmesi…  Alfabenin öğretiminde iki harf öğrenildiği zaman tümce kurulabilmesi de ayrı bir kolaylık ve güzellik…  

 

*Çeviri konusunda da görüşlerini almak isterim. Özellikle şiir çevirisi...

-Çeviri konusunda daha önce Çinikitap’ta yayımlanan üç makalem vardı. Çok kısaca söylemem gerekirse; çeviri iyi ki var ve sürekli gelişme gösteriyor. Riskli bir iştir. Kaynak edebiyatını(şiirini), dilini ve hedef edebiyatıyla(şiiriyle) dilini iyi bilmek gerekiyor.

Kolaydan zora doğru çeviri çeşitlerini sıralayacak olursam;  Düz cümle çevirisi, belge çevirisi, roman çevirisi, öykü çevirisi, doğrudan-sözlü,canlı-çeviri, şiir çevirisi… Görüldüğü gibi en zor çeviri şiir çevirisidir.

Şiir çevirisinde en önemli unsur, az önce belirttiğim alanları ve şiiri anlamaktan çok şairi anlamaktır. 

Ben şiir çevirisinde dizeler arasında saklı sözleri, yanı şairin söylemek isteyip söylemediğini ararım. Onu bulduğum zaman zaten şairi anlamış olurum. Onu baharat olarak katarım çeviri şiirime.

*Yakın zamanda Gürcistan’ın Kutaisi şehrinde  Akaki Tsereteli Devlet Üniverstesi’nin daveti üzerine oraya gittin, birkaç  gün boyunca çalışmalar yaptın, etkinliklere katıldın. Çalışmalarınızla ilgili bir de kitap yayımladı Üniversite. Bütün bunlarla ilgili bilgi verir misin?

-Gürcistan’ın Kutaisi şehrindeki Akaki Tsereteli Üniversitesi tarafından organize edilen Sempozyum’da ana tema, Türkiye- Gürcistan İlişkilerinde Dil ve Kültür’dü.  Daha önce ben ve benim şiirim hakkında bir kitap çalışması yapılmıştı. Benden iki kitap için şiirler istemişlerdi. Göndermiştim. Onları  Prof.  Omar Gvetadze çevirdi. Prof. Avtandil Nikolaishvili’nin kritiğini yaptığı kitap, üniversite yayınları arasında yayımlandı. Sempozyumda ise Prof. Gia Khoperia bu kitapla ilgili sunum yaptı. Sunumda biyografim ve şiirim hakkında bilgiler verildi izleyicilere. Sunum sırasında okunan şiirleri Türkçe okumamı istediler. Ayrıca Sempozyum konusunda yazdığım makaleyi de kısaca sunmuş oldum. Daha sonra Sempozyum kitabında ayrıntılı biçimde yer alacak.

 

*Gürcistan edebiyatını, şiirini merak ediyorum. Biraz anlatabilir misin?

-Gürcistan edebiyatı 5.yy.da dini metinlerin çevirisiyle başlar ve 12. yy.da zirveye çıkar.  Şota Rustaveli’nin yazdığı ‘’Vepkhis Tkaosani’’ (‘’Kaplan Postlu’’), 1587 dörtlükten oluşan dostluk –doğruluk temel temalı yapıtla gerçekten zirveye çıkmıştır. Unesco 2016 yılını Şota Rustaveli yılı olarak ilan etmiştir.  “Kaplan Postlu”, hemen hemen tüm diller ve  Azeri dilinden Bilal Dindar tarafından da Türkçeye çevrilmiştir. Oldukça ağır bir Türkçe olduğu için yaygın olarak okunmamıştır. Sadece olması  gereken yerlerde bulunmaktadır.

Şiir, gelenek tarzda; ölçülü uyaklı yaygın olarak kullanılır. Beyaz şiir dedikleri serbest şiir yazanlar günden güne çoğalmaktadır.

 

*Şu an itibariyle yazı, çeviri mutfağında neler var?

- Kendi şiir dosyam “Şiircem” var. Çevirs,ni yaptığım iki roman yayıncısını arıyor. Biraz dinlenmek ve okumak var. Dostları bu kampa beklemek var. Türkülenmek, saz çalmak ve de eğlenmek var diyelim dostum. İlgin ve çabaların için bin teşekkür…

 

Ben de sana teşekkür ederim sevgili Eşref Yılmaz dostum

 

 



Bu yazı 82 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI