Türkiye’deki derin ekonomik kriz ve alım gücünün düşmesi, tek ebeveynli haneleri, özellikle de çocuklarının bakımını tek başına üstlenen kadınları doğrudan hedef alıyor. Ekmek ve Gül’de yayımlanan mektubunda İzmir’den E.K., 1 litre sütün 70 TL’ye, bir kalıp peynirin 300 TL’ye ulaştığı günümüz koşullarında, bir çocuğun beslenme, eğitim ve barınma giderlerinin tek bir kişinin omzuna yüklenemeyeceğini vurguladı.
Giderler Geliri Aşmak Üzere
Mektupta, güncel piyasa koşulları ile maaşlar arasındaki uçuruma dikkat çeken E.K., çarpıcı bir örnek paylaştı:
"60 bin TL ücret alan bir ebeveynin yalnızca kiraya 30 bin TL ödediği bir düzende; çocuğun eğitim, beslenme ve sosyal yaşam ihtiyaçlarını karşılamak neredeyse imkansız hale geliyor. Özel okul, sosyal aktiviteler ve temel yaşam masrafları üst üste konulduğunda toplam gider, çoğu zaman gelire denk düşüyor ya da geliri aşıyor."
"Boşanma Bireysel Değil, Toplumsal Bir Meseledir"
Boşanma sürecinin yalnızca iki kişi arasındaki bir ilişki problemi olarak görülmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu belirten E.K., evlilik birliği içindeki ortak giderlerin, ev içi emeğin ve çocuk sorumluluğunun paylaşılmamasının kurumu sürdürülemez kıldığını ifade etti. Ayrılık sonrasında da bu yükün adil dağıtılmadığını söyleyen okur, faturanın ağırlıklı olarak anneye kesildiğini şu sözlerle aktardı:
"Bu kırılma noktasında tüm sorumluluk çoğu zaman tek ebeveyne, ağırlıklı olarak da çocuğun bakımını üstlenen anneye kalıyor. Üstelik bu durum yalnızca ekonomik bir yük getirmekle kalmıyor; aynı zamanda çocuğun beslenmesi, eğitimi, sosyal gelişimi ve vatandaşlık bilinci kazanması gibi birçok alanı kapsayan bütünlüklü bir yaşam sorumluluğuna dönüşüyor."
Sosyal Devlete Acil Çağrı
Nafaka hakkı ve çocuk refahı tartışmalarına da değinilen mektupta, ebeveynlerden birinin çocuğun temel ihtiyaçlarına katkı sunmadığı senaryolarda devletin sosyal politikalarla güçlü bir şekilde devreye girmesi gerektiği hatırlatıldı.
E.K., her çocuğun eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi temel haklara eşit şekilde erişebilmesinin sosyal devletin asli sorumluluğu olduğunu belirterek, yaşananların bireysel bir aile meselesi olarak geçiştirilemeyeceğini, acilen yapısal bir sosyal politika hamlesi yapılması gerektiğini vurguladı.