|
Tweet |
Kansu Yıldırım, Evrensel'de kaleme aldığı yazısında, günümüz dünyasındaki servet dağılımı uçurumunun "eşitsizlik" kavramıyla açıklanamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hiper-sömürü ve hiper-eşitsizlik sarmalına sıkışmış geniş halk kitlelerinin sefaleti derinleşirken, küresel zenginlik daha hızlı şekilde bir azınlığın elinde yoğunlaşıyor."
Yıldırım, Forbes’un Mart 2026 verilerine dikkat çekerek Elon Musk’ın servetinin, kendisini takip eden Larry Page ve Sergey Brin’in toplam varlığından üç kat daha fazla olduğunu vurguladı. Musk’ın durumunu tarihsel bir kıyaslamayla ele alan Yıldırım, "1916’da John D. Rockefeller’ın serveti ABD GSYİH’sinin yüzde 1.5’ine denk geliyordu; bugün ilk dolar trilyoneri olan Musk’ın serveti ise ABD GSYİH’sinin yüzde 3’üne, yani Rockefeller’ın oranının tam iki katına ulaştı" dedi.
Yıldırım, SpaceX üzerinden kurulan tekno-oligarşik düzeni ise şöyle tarif etti: "SpaceX, roket üreten ticari bir girişim olmanın ötesinde, Starlink ile yörüngesel iletişim altyapısını kontrol eden stratejik bir tekel alanı oluşturdu. Şirket, 17. yüzyıldaki Doğu Hindistan Şirketi gibi, devlet sübvansiyonları ve askeri ihalelerle beslenerek egemen devlet gücünün refakatinde faaliyet gösteriyor."
Yazısında emperyalist kaynak aktarımına da değinen Yıldırım, "Küresel sermaye akışlarının ABD finansal varlıklarına yönelmesi, endeksleri şişiren yapısal bir zemin oluşturuyor. Musk’ı trilyoner yapan borsa değerlemesi, dolar hegemonyasının sağladığı ayrıcalıklı konumdan bağımsız değildir" ifadelerini kullandı.
Kansu Yıldırım, Evrensel’de yayımlanan yazısında, kapitalist dünya sisteminin artık klasik "eşitsizlik" tanımlarıyla açıklanamayacak kadar derin bir "hiper-eşitsizlik" döneminden geçtiğini savundu. Yıldırım, küresel servetin devasa bir hızla küçük bir azınlığın elinde toplandığını ve bu durumun 1920’lerden beri geçerli olan ekonomik parametreleri yapısal olarak değiştirdiğini öne sürdü.
Yazıda, modern tekno-oligarşinin temsilcisi olarak Elon Musk’ın servetine odaklanıldı. Yıldırım, Musk’ın kişisel servetinin sadece şirket hisselerine değil, aynı zamanda borsa spekülasyonlarına dayalı fiktif sermaye türevlerine dayandığını belirtti. Bu servetin, geleneksel emek sömürüsü ile finansal piyasaların spekülatif karakterinin bir hibriti olduğunu vurguladı.
Yıldırım, SpaceX gibi şirketlerin günümüzde devletlerden bağımsız değil, aksine devlet aygıtlarıyla stratejik iş birliği içinde hareket ettiğini hatırlattı. Bu yapıların, devletin askeri ve teknolojik kaynaklarını kullanarak piyasaları domine ettiğini ifade eden yazar, bu durumu "tekelci-rantiye kapitalizmi" olarak nitelendirdi.
Son olarak, bu hiper-eşitsizliğin arkasındaki temel mekanizmanın "dolar hegemonyası" olduğunu belirten Yıldırım, Küresel Güney’den Küresel Kuzey’e doğru kesintisiz bir kaynak transferi yapıldığını savundu. Yıldırım, bu durumu "sömürgecilikten bu yana süregelen emperyalist kaynak aktarım zincirinin güncel uğrağı" olarak tanımlayarak, mevcut sistemin emperyalizm ve sömürü kavramları olmaksızın anlaşılamayacağını iddia etti.
Not: Yazıda paylaşılan verilere göre, dünyanın en zengin binde 0.001’lik dilimi, en yoksul yüzde 50’lik kesimin toplam servetinden 3 kat daha fazla bir varlığı elinde bulundurmaktadır.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|