|
Tweet |
Tosya İlçesi yakınlarında ÇED'siz maden sondajları yapan Kolin Holdinge (Koloğlu Holding) bağlı Hekimhan Madencilik tepkilerin ardından aylar sonra ÇED süreci başlattı. Şirketin Devrez Vadisi'nde aylar boyunca sürdürülen ÇED'siz maden arama faaliyetleri, bölge halkının kararlı direnişi ve basında çıkan haberlerin yarattığı kamuoyu baskısı sonucunda yeni bir evreye girdi. Şirket, artan tepkiler ve yasal engeller üzerine mart ayının sonunda Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini başlatmak için başvuruda bulunarak Proje Tanıtım Dosyası'nı (PTD) Bakanlığa sundu.
Şirket, manganez ve bakır aramak için başlangıçta Kastamonu Valiliği'nden 2028 yılına kadar geçerli olan 46 noktalı bir "ÇED Muafiyeti" alarak sondaj faaliyetlerine başlamıştı. Ancak özellikle bölge sakinlerinden emekli öğretmen Emin Çelik'in CİMER üzerinden yaptığı ısrarlı başvurular sonucunda, Devlet Su İşleri (DSİ) 23. Bölge Müdürlüğü, yeraltı sularını kirletme riski taşıyan bu faaliyetler için "Herhangi bir ÇED görüşü verilmediğini" resmi bir yazıyla itiraf etti. Bu skandal durumun gazetemiz ve Çapeçevre Yaşam programımız tarafından gündeme taşınması, idarenin "sondaj için ÇED aranmaz" şeklindeki savunmasını ülke gündeminde büyük bir tartışmaya açtı.
Bölge halkı ve doğa hakkı savunucuları "Tosya pirinci tarihe karışmasın" diyerek maden faaliyetlerine itiraz ederken, Hekimhan şirketi maden arama projesini genişleterek yüzeyden kazı anlamına gelen "yarma" yöntemine dönüştürmek istedi. Bu yöntem değişikliğiyle beraber sahip olduğu mevcut ÇED muafiyeti tamamen ortadan kalktı. Pirinç tarlalarının tepeszindeki bu sondajların yerel ve ulusal basında genişçe konu olmasının da etkisi ve bu hukuki gerekliliğin birleşmesiyle köşeye sıkışan Hekimhan Madencilik, mart ayının sonunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na başvurarak zorunlu ÇED sürecini başlattı.
Su kaynaklarına ve yerleşim yerlerine sıfır mesafe
Bakanlığa sunulan başvuru dosyasına göre; şirket 1325 hektarlık ruhsat sahası içinde yer alan 38,67 hektarlık alanda 45 sondaj kuyusu açmayı ve 7 ayrı noktada yarma yapmayı planlıyor. Projede, orman ve bitki örtüsünün temizleneceği açıkça belirtilirken, kesilecek ağaç sayısına ise yer verilmedi.
Yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip coğrafi işaretli Sarıkılçık Tosya pirinci, dağlardan eriyen kar sularıyla beslenen Devrez Çayı'nın suyuyla ve sürekli su içinde yetişen çok hassas bir bitki türü. Uzmanlar, dağın kayaçlarına müdahale edildiğinde açığa çıkacak manganez gibi ağır metallerin ve "Asit Maden Drenajı"nın suya karışması, doğrudan çeltik kökleri tarafından emilerek pirincin genetiğini bozacak ve ürünü zehirli hale getireceği uyarısında bulunuyorlar. Üstelik bu zehirlenme riski sadece Tosya'yı değil, Devrez Çayı'nın döküldüğü Kızılırmak aracılığıyla Kargı, Boyabat, Durağan ve Bafra ovalarına kadar uzanan 50 kilometreyi aşkın geniş bir tarım havzasını tehdit ediyor. Ayrıca Yukarı Berçin, Aşağı Berçin, Ermelik, Suluca ve Çifter köylerinin içme suyu kaynakları ile Tosya'daki tarım alanlarının ana su kaynağı olan Deringöz Havzası da proje alanı içinde kalarak büyük risk altında.
Maden sondaj faaliyetlerinin yerleşim yerlerine, su varlıklarına, alanın niteliğine ve bölgenin ekolojik yapısına etkilerine baktığımızda tablonan korkunçluğu daha somut bir şekilde ortaya çıkıyor;

Harita: PTD

Harita: PTD
PTD’de yer alan 6 nolu haritaya göre sondaj alanları en yakın konuta sadece 35 m.
Tosya'daki Hekimhan Madencilik projesi, Kastamonu'yu bekleyen büyük tehlikenin sadece bir yüzü. Kastamonu'nun üçte biri (yaklaşık 80 bin futbol sahası büyüklüğünde, 57 bin 329 hektar alan) MAPEG tarafından ihale edilen maden ruhsatlarıyla kuşatılmış durumda. Üstelik bölgedeki projelerin %49,2'sine "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilerek denetim süreçleri by-pass ediliyor. Tosya genelinde yeni ihale edilen diğer ruhsat sahaları, çevreyi ve koruma altındaki alanları topyekûn hedef alıyor:
Doğal koruma alanlarının projelere olan uzaklıklarına bakıldığında; İhaleye çıkarılan maden sahaları; Gavur Dağı Milli Parkı’na 580 metre, Ilgaz Dağları Milli Parkı’na 700 metre, Dipsizgöl Milli Parkı’na 940 metre, Abdullah Yaylası Tabiat Parkı’na 3,2 km ve Kadınçayırı Tabiat Parkı’na ise 5 bin 970 metre gibi çok yakın mesafelerde bulunmakta. Maden sondajları bu benzersiz ekosistemleri fiilen kıskacına almış durumda.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|