Türk Toraks Derneği 2025'te Brezilya’nın Belém kentinde Amazon Ormanları ev sahipliğinde gerçekleştirilen COP30 toplantısını değerlendirdi. COP30 sonunda hazırlanan rapordaki 'tüm kararların uygulanması durumunda dahi yeterli bir etki yaratmayacağı' ifadesi hatırlatan Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu üyesi Dr. Dilara Esmen, "İklim krizine en az katkıda bulunan toplumlar, krizin yarattığı sağlık yüküyle en fazla karşı karşıya kalmaktadırlar" ifadelerini kullandı.
Yoksul ülkeler daha fazla risk altında
İklim değişikliğinin aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğnu vurgulayan Dr. Esmen, bunun sağlığa etkilerine ilişkin ise "Aşırı sıcaklar, hava kirliliği, orman yangınları, sel ve kuraklık gibi olayların sıklığı ve şiddeti arttıkça, solunum yolu hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, enfeksiyonların coğrafi yayılımı ve beslenme bozuklukları daha sık görülmekte, beden ve ruh sağlığı zarar görmektedir" diye konuştu.
Mevcut eşitsizliğin iklim krizinden esas etkilenen düşük sosyoekonomik yapıdaki ülkeleri görünmez kıldığını ifade eden Dr. Esmen, şu ifadeleri kullandı: "Brezilya'nın Belém kentindeki 30'uncu Taraflar Konferansı'nda (COP30) dünyanın, en iyi ihtimalle 2.5 derece ısınacağı tespiti yapılmıştır. Oysa Dünyanın sera gazı emisyonları azaltımı ve iklim finansmanı için ortak hedefleri 1.5 derece ve 300 milyar dolardır. Öte yandan yeni açıklanan sentez raporuna göre yenilenen hedeflerle bile 2035’e kadar küresel emisyonların ancak yüzde 12 oranında azaltılabileceği görülmektedir. Oysa küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlamak için emisyonların 2030’a kadar yarı yarıya düşmesi gerekiyordu. BM Çevre Programı’nın 30. Taraflar Konferansı'nda (COP30) sunulan yeni Emisyon Açığı Raporu’na göre sera gazı emisyonlarının artmaya devam ettiği ve 2024 yılında 57,7 milyar tona yükseldiği ortaya konulmuştur."
Bir sonraki konferans Türkiye'de
Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ethem Yıldız da konferansı değerlendirerek alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:
- Sağlık Bakış Açısının COP Karar Süreçlerine Dahil Edilmesi: Hekimler ve sağlık kurumları, ulusal delegasyonlarla iş birliği yaparak sağlık odaklı politika önerilerini güçlendirmelidirler
- Adaptasyon ve Dayanıklılık Yatırımları: Sağlık kurumlarının iklim kaynaklı acillere hazırlığı (sıcak dalgaları, hava kirliliği uyarı sistemleri, altyapı güçlendirmesi) artırılmalıdır
- Adil İklim Finansmanı ve Teknoloji Transferi: Gelişmekte olan ülkelere yönelik finansman, yalnızca emisyon azaltımı değil sağlık koruma kapasitesini de kapsamalıdır.
COP31'in gelecek sene Antalya'da yapılacağını hatırlatan Dr. Yıldız, "Taraflar Konferansına ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin iklim karnesinin, kömüre dayalı enerji yatırımlarının artması, nükleer santral projelerinin hızlanması, orman ve kıyı alanlarının mega projelere açılması ve ekolojik etkileri dikkate alınmadan maden ruhsatlarının verilmesi nedeniyle kırıklarla dolu olduğu bilinmektedir. Ayrıca büyükşehirlerde dikey betonlaşma ve yeşil alanların kaybolması kentleri iklim krizinin yıkıcı etkisine açık bırakmaktadır" dedi.