Türkiye’nin nüfusu 85 milyonu aşarken, nüfusun yarısını oluşturan kadınların üretime ve istihdama katılımı hızla geriliyor. Oysa Avrupa’da kadın emeğinin ekonomiye katılım oranı yüzde 45-70 aralığında iken, Türkiye bu göstergelerde en alt sıralarda yer alıyor.
TÜİK verilerine göre çalışma çağındaki kadınların yalnızca dörtte biri işgücünde yer alırken, kayıt dışı istihdamda kadın emeği daha yoğun sömürülüyor. Kadınların iş yaşamından dışlanması, hem toplumsal refahı hem de ekonomik büyümeyi doğrudan olumsuz etkiliyor.
Genç kadınlar işsizlikte başı çekiyor
TÜİK’in 2025 ikinci çeyrek verilerine göre 15-24 yaş grubundaki kadınların işsizlik oranı yüzde 30,6’ya yükseldi. Üniversite mezunu genç kadınlarda ise işsizlik oranı yüzde 28. Bu oran, erkeklerin üç katına çıkmış durumda.
Öte yandan, 15-29 yaş arası genç nüfus içinde ne eğitimde ne istihdamda olanların sayısı 4 milyon 55 bine ulaştı. Bunun 3 milyon 116 binini kadınlar oluşturuyor. Yani genç işgücünde her üç kadından biri ekonomik bağımsızlığını kazanamıyor.
Her dört kadından üçü üretim dışında
Resmi verilere göre 15-34 yaş arasındaki 4 milyon 684 bin kadın ne eğitimde ne istihdamda. Bu tablo, Türkiye’de çalışma çağındaki her dört kadından üçünün ekonomik ve toplumsal hayatta aktif rol alamadığını ortaya koyuyor.
Kadınların üretimden dışlanmasının, yalnızca kadınların değil tüm ülkenin refahını düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar, istihdamın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini vurguluyor.