beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Ahbap Operasyonu ve "Çifte Güvensizlik" Krizi

Ahbap Derneği’ne yönelik başlatılan usulsüzlük soruşturması ve kurucusu Haluk Levent’in gözaltına alınması, Türkiye’de kamu kurumlarına duyulan güvensizlik ile sivil yardımlaşma ağlarının sınırlarını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, yaşanan bu krizi bireysel yolsuzluk iddialarının ötesinde, neoliberal politikaların sosyal devleti tasfiye etmesinin ve liyakatsizliğin doğal bir sonucu olarak değerlendiriyor.

facebook-paylas
Güncelleme: 17-07-2026 10:10:29 Tarih: 17-07-2026 09:58

Ahbap Operasyonu ve

Ahbap Derneği bağışlarının şahsi hesaplara aktarıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada gözaltına alınan ve tutuklanan Haluk Levent için savcılık, Şile Belediyesi ihalesinde sahte fatura düzenlendiğini ve dernek bağışlarının usulsüz şekilde Levent’in yakınlarının hesaplarına geçirildiğini iddia ediyor.

Emniyetteki ifadesinde deprem sürecinin kendisini büyük bir ekonomik yük altına soktuğunu ve borsada işlem yapma zaafı olduğunu kabul eden Haluk Levent, "Hiçbir zaman Ahbap'tan para alıp oynamadım. Derneğimizin 2023, 2024 ve 2025 yılları faaliyetleri İçişleri Bakanlığı müfettişlerince denetlendi ve temiz çıktı" savunmasını yaptı.

Ancak sorgu sırasında Levent’in, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere bazı siyasetçiler ve devlet kurumlarıyla ilgili beyanlarının "soruyla uyumsuz olduğu" gerekçesiyle tutanağa geçirilmek istenmemesi kriz yarattı. Savunma hakkının kısıtlandığını belirten Levent ve avukatları, bu aşamadan sonra susma hakkını kullanarak ifadeyi yarıda kesti.

 

"Yurttaş Devlet ile Sivil Toplum Arasında Güvencesiz Kaldı"

Yaşanan süreci BirGün Gazetesi'ne değerlendiren felsefeci Prof. Dr. Kurtul Gülenç, 1980 sonrasında hayata geçirilen neoliberal politikalarla devletin eğitim, sağlık ve afet yönetimi gibi temel alanlardan çekildiğini; bu boşluğun ise hak temelli bir güvence yerine "hayırseverlik" ahlakıyla doldurulduğunu belirtti.

Özellikle son 10 yılda kamu kurumlarının tarafsızlığını ve liyakatini kaybetmesiyle yurttaşların Ahbap gibi alternatif sivil ağlara sığındığını ifade eden Gülenç, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:

"Deprem sonrası öne çıkan bu popüler yapıların yaşadığı yönetimsel sıkıntılar ve son iddialar, sivil alana yönelik de ciddi bir şüphe dalgası yarattı. Kamusal kurumlara inancını yitiren yurttaş, sivil toplumdaki kırılganlıkla da yüzleşince ikili bir güvensizlik sarmalına ve güvencesizliğe sürüklendi."

Gülenç ayrıca, iktidarın bu tür krizleri "zaten alternatifler de en az mevcut olanlar kadar yozlaşmış" algısını yaymak ve kurumsal yozlaşmayı normalleştirmek için ideolojik bir araç olarak kullandığına dikkat çekti. Çözümün ise karizmatik figürlere dayalı hayırseverlik yerine, aşağıdan yukarıya demokratik ve örgütlü bir kamusal dayanışma hattı kurmak olduğunu vurguladı.

 

"Hizmetin Garantörü Özel Yapılar Değil, Devlettir"

Sosyal politikacı Doç. Dr. Denizcan Kutlu ise devletin sosyal yükümlülüklerinin özel dernekler eliyle ikame edilemeyeceğinin altını çizdi.

Afet, eğitim ve sağlık gibi alanların doğrudan anayasal devlet görevi olduğunu hatırlatan Kutlu, "Bu özel kuruluşların, sundukları desteği ihtiyaç sahiplerinin tamamına eşit ve sürekli bir biçimde götürme sorumluluğu yoktur. Hizmetin asıl garantörü devlettir" dedi. Yaşanan sosyal güven kaybının aşılması için neoliberal sistemi reddeden, sosyal hakları ve sosyal devleti yeniden inşa edecek güçlü bir siyasi iradenin şart olduğunu belirtti.




Kaynak: BirGün

Bu haber 185 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNCEL Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI