Gazetemiz Evrensel Muhabiri Eylem Nazlıer, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 67’ncisini düzenlediği Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri'nde, “Hapiste kalamaz raporu vardı, hücrede öldü” başlıklı haberiyle Toplum Haberi dalında ödül aldı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Vahap Munyar, yaptığı açılış konuşmasında, “Bu ödüller yalnızca mesleki başarıyı değil, aynı zamanda kamu yararını gözeten, insan haklarına saygılı ve toplumsal sorumluluk bilinciyle yapılan gazeteciliğin değerini de simgeliyor” dedi. Munyar, “Basın özgürlüğünün olmadığı yerde demokrasinin gelişmesi mümkün değildir. Bu bilinçle bizler gazeteciliğin özgür kaldığı, çoğulculuğun güçlendiği, haberin serbest dolaşımının güvence altına alındığı bir toplum için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Munyar şöyle devam etti: “Üyelerimiz Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Bilal Özcan ve Alican Uludağ'ın da içinde olduğu tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırıldığı günlere olan inancımızla…”
Ödülünü Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’ün elinden alan Nazlıer, konuşmasına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne teşekkür ederek başladı. Nazlıer, “Bu ülkede uyuşturucu baronları, kadın katilleri, kent suçluları, işçi katilleri elini kolunu sallayarak dolaşırken kim tutuklandı? Yüzde 93 zihinsel engelli, zeka yaşı 6 olan, epilepsi hastası bir genç, bisiklet çaldığı için tutuklandı. Yetmedi… ‘Koğuş duvarını boyadı’ denilerek hücre cezası verildi. Ve Oğuzcan… O bir günlük hücrede epilepsi nöbeti geçirerek hayatını kaybetti. ‘Hücrede kalabilir’ raporu veren doktor beraat etti, ölümüne sebep olanların hiçbiri adalet önünde hesap vermedi. Ve biz gazeteciler bunları yazdığımız için bugün hedefteyiz” ifadelerini kullandı.
Emek, inat, hakikat
Pınar Gayıp, İsmail Arı, Alican Uludağ, Elif Bayburt, Nadiye Gürbüz, Nedim Oruç, Müslüm Koyun ve onlarca gazeteci ile iktidarın ‘hoşuna’ gitmeyen politikacılar ya da patronların şikayetiyle tutuklanan Sendikacı Mehmet Türkmen’i hatırlatan Nazlıer, “Bu tek adam düzeninde ‘henüz’ tutuklu olmayan gazetecilerin durumu da iç açıcı değil. Meslektaşlarımın büyük bölümü açlık sınırını bulmayan ücretler karşılığında güvencesiz çalışıyor. İktidarın güdümünde olmayan gazeteler büyük baskı altında. Milyonlarca insana soluk olan Gazetem Evrensel uzun süredir mali kuşatma altında. Basın İlan Kurumu yıllardır uydurma gerekçelerle gelir ambargosu uyguluyor. Ama ne oluyor? Herkesin şahit olduğu gibi kuşatma bizi susturmuyor. Evrensel’in her sayfasında emek var, inat var, hakikate bağlılık var. Biz bu mesleği Metin Göktepe’den öğrendik. Onun bıraktığı yerden konuşuyoruz: Bedeli ne olursa olsun gerçekleri halka ulaştırmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Çocuklar aç kalmasın, iş cinayetinde ölmesin diye…
Nazlıer son olarak, “Bizim mücadelemiz; çocuklar okula aç gitmesin, işçiler iş cinayetlerinde ölmesin, çocuklar MESEM adı altında üç kuruşa işçileştirilmesin, hayattan koparılmasın, kadınlar erkekler tarafından katledilmesin diye… Ve biz biliyoruz ki, Metin Göktepe, Hrant Dink, Musa Anter ve Uğur Mumcu bu yolun karanlık olmadığını her gün hatırlatıyor; yolumuza ışık tutuyorlar. Bu ödülü, tüm baskılara rağmen geri adım atmayan Evrensel emekçilerine, geçtiğimiz yıl sokak ortasında katledilen gazeteci Hakan Tosun’a ve yıllardır Galatasaray Meydanı’nda adalet arayan Cumartesi Anneleri’ne ithaf ediyorum dedi.”