Nilüfer Kent Konseyi Yürütme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Üniversite Temsilcisi Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın, Akademik ve Meslek Odaları Temsilcisi Murat Yaşar ve Genel Sekreter Arzu Tan’ın katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında, Bursa Çevre Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan "Kuruçeşme Entegre Katı Atık Tesisi Teknik Değerlendirme Raporu" kamuoyuna sunulmuştur. Yapılan açıklamada, Bursa’nın mevcut katı atık depolama alanı olan Hamitler (Yenikent) sahasının %86 doluluğa ulaştığı ve 2030 yılı itibarıyla ömrünü tamamlayacağı belirtilerek kentte yeni bir atık bertaraf tesisine duyulan ihtiyaç doğrulanmış; ancak önerilen Kuruçeşme Projesi’nin bilimsel, teknik ve çevresel açıdan uygun olmadığı vurgulanmıştır.

Bursa Çevre Mühendisleri Odası’nın teknik raporunda yer alan bulgulara göre, Batı Havzası Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) puanlamasında Karacabey Muratlı sahası %16,58 puan ile birincil öncelikli yer olarak çıkmasına rağmen, idari süreçleri ve ÇED kararı daha önceden tamamlandığı gerekçesiyle "bürokratik kolaycılık" tercih edilerek Kuruçeşme öne çıkarılmıştır. Saha seçiminin ilk aşamasını oluşturan 2014 yılı KTÜ raporunun sahaya özel toprak, jeoloji ve yeraltı suyu verisi içermediği, yalnızca genel Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) filtreleriyle hazırlandığı ve sonraki revizyonlarda Kuruçeşme sahasının yeniden puanlanmadığı ifade edilmektedir.
Projenin teknik ve mekansal incelemelerinde birçok belirsizlik ve risk tespit edilmiştir. Toplam 197 hektarlık proje alanının 117 hektarlık kısmının (6362 ada / 180 parsel) ÇED raporunda hangi tesis veya faaliyet amacıyla kullanılacağının açıklanmadığı, bu durumun yerleşim alanlarına olan mesafelerin ve çevresel etkilerin sağlıklı değerlendirilmesini imkansız kıldığı belirtilmiştir. Sahada yeraltı suyu izleme altyapısının (piezometre) hiç bulunmadığı, 199 hektarlık devasa bir alan için sadece 5 adet ve 8 metre derinliğinde son derece yetersiz sondaj yapıldığı ve hidrojeolojik modelin eksik olduğu aktarılmıştır.
Sismik açıdan incelediğinde, 2024 yılında bilimsel literatüre giren ve 1855 yıkıcı Bursa depremlerinin kaynağı sayılan 95 kilometre uzunluğundaki Kayapa-Yenişehir Fay Hattı'nın proje alanının hemen yakınından geçtiği, nitekim 27 Ocak 2025 tarihinde Nilüfer merkezli 4.0 büyüklüğünde bir depremin yaşandığı hatırlatılmıştır. Deprem senaryolarında sızdırmazlık sisteminin bütünlüğünü doğrulayacak verilerin olmaması nedeniyle, oluşabilecek atık sızıntı suyunun karstik zemin ve Küçükkaraağaçlı Deresi üzerinden Kayapa, Hasanağa ve Bursa'nın ana içme suyu kaynaklarından biri olan Çınarcık Barajı'na ulaşma riski bulunduğu kayıtsız kalınamayacak bir tehlike olarak gösterilmiştir. Ayrıca projenin topografya verilerinde ciddi çelişkiler yer almakta; düzenli depolama alanları için yasal üst sınır %15 eğim olarak belirlenmişken, ÇED raporundaki arazi diyagramlarında eğimin %12 ile %20 arasında değiştiği görülmektedir. Hakim rüzgar yönünün kuzeydoğu olması sebebiyle özellikle ilkbahar ve yaz aylarında koku yayılımının doğrudan Kayapa Mahallesi'ni etkileyeceği öngörülmektedir.
Son olarak tesisin kapasitesinin daha inşa edilmeden yetersiz kaldığı ortaya konmuştur. ÇED raporunda günlük 3.650 ton atık girdi kapasitesine göre tasarlanan tesis, Bursa'nın 2026 yılı itibarıyla ulaştığı günlük 4.038 tonluk mevcut atık miktarını dahi karşılayamamaktadır. Tesisin mevcut haliyle 2035 yılı atık projeksiyonunun (günlük 5.711 ton) yalnızca %64'ünü, 2050 yılı projeksiyonunun (günlük 8.963 ton) ise ancak %41'ini karşılayabileceği hesaplanmıştır. Tüm bu veriler ışığında Nilüfer Kent Konseyi ve Çevre Mühendisleri Odası, kentin sağlık standartlarını korumak ve su kaynaklarını güvence altına almak adına siyasi ve idari dayatmalardan uzak, tamamen mühendislik disiplini, çevre mevzuatı ve bilimsel veriler çerçevesinde yeni, şeffaf bir yer seçimi sürecinin başlatılması gerektiğini kamuoyuna duyurmuştur.