|
Tweet |
Türkiye'nin dört bir yanında peş peşe meydana gelen ve resmi açıklamalarda nedeni henüz belirlenemeyen olarak nitelendirilen orman yangınları, ülkenin son yıllarda sıkça karşılaştığı kronik bir felaket silsilesi haline gelmiştir. Antalya, Muğla, Balıkesir, Çanakkale ve Adıyaman gibi bir çok ilde yaşanan yangınlar, benzer senaryoların sürekli tekrarlanmasına rağmen gerekli önlemlerin neden alınamadığı sorusunu yeniden gündeme getirmektedir.
Evrensel gazetesinden Özlem Songül Abayoğlu'nun haberinde görüşlerine yer verilen Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, yaz mevsimlerinde artan sıcaklıkların nem oranını düşürerek kurutucu bir etki yarattığını ifade etmektedir. Özkara; ortalama sıcaklığın 40 dereceye yaklaşması, bağıl nemin yüzde 20'nin altına düşmesi ve rüzgar hızının 20-30 km'yi aşması durumunda yangınla mücadelenin neredeyse imkansız hale geldiğini vurgulamaktadır. Türkiye'de 1937'den bu yana yıllık ortalama 1455 yangın çıkarken son 10 yılda bu sayının 2 bin 541'e yükseldiğini belirtmektedir.
Ormanlık alanların maden, otoyol ve enerji nakil hatları gibi yapılaşmalara açılması yangın riskini tırmandırmaktadır. Resmi verilerde yangınların yüzde 32'si ihmal, yüzde 4'ü kasıt, yüzde 7'si kaza ve yüzde 13'ü doğal nedenler olarak yer alırken, yüzde 44'ünün sebebi meçhul kalmaktadır. Doğal nedenli yangınların payı sadece yüzde 2 ila 5 arasında kalırken, son 10 yılda yanan orman alanlarının yaklaşık yüzde 20-22'sinin elektrik iletim ve dağıtım hatlarından kaynaklandığı görülmektedir.
Tarım Orman İş Sendikası Kurucu Genel Başkanı Şükrü Durmuş, yangına ilk müdahaleyi yapması gereken orman köylülerinin sistem dışı bırakılarak küstürüldüğünü belirtmektedir. Mükelleflik sisteminin kaldırılması ve liyakat yerine yandaşlık anlayışıyla sevk-idare yapılması nedeniyle yönetim zafiyeti yaşandığını savunan Durmuş; İzmir Buca'daki işçi eğitim merkezinin kapatılmasını, enerji nakil hatlarının bakımsızlığını ve işçi sayısındaki eksiklikleri yangınların büyümesindeki temel faktörler olarak sıralamaktadır.
TÜM-BEL-SEN 1 No'lu Şube Başkanı Turgut Angün ise itfaiyeciliğin resmi bir meslek sınıfı olmaması ve ekipman eksikliği yüzünden işçilerin büyük risk altında çalıştığını aktarmaktadır. Kent itfaiyesinin orman yangınlarında sadece destek rolü üstlendiğini hatırlatan Angün; uçak sayısının artırılması, planlamanın önceden yapılması, orman işçilerinin geçici değil kadrolu istihdam edilmesi ve nitelikli donanıma kavuşturulması gerektiğini vurgulamaktadır.
Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mehmet Çak, işçilere verilen ekipmanların yetersizliğine değinmektedir. Çak, bir yangında kullanılamaz hale gelen eldivenlerin ikinci ve üçüncü yangınlarda da kullandırıldığını, malzeme desteğinin çoğu zaman yangın bittikten sonra geldiğini belirterek, işçilerin yetersiz önlemler nedeniyle bile bile ölüme sürüklendiğini ifade etmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanan alanlara otel değil fidan dikildi yönündeki açıklamalarına karşın, yanan alanların imara ve projelere açıldığı örneklerle sunulmaktadır. Muğla Bodrum'da yanan alanların rüzgar enerji santraline devredilmesi, İzmir Bayraklı'da yanan sahanın TOKİ'ye verilmesi ve Milas'ta yanan kızılçam ormanı üzerine lüks oteller ile villaların inşa edilmesi, rantsal dönüşümün somut örnekleri olarak gösterilmektedir.