beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Özel sektörde çalışan öğretmenler: Taban maaş hakkımız!

Özel sektör öğretmenleri, kamuda görev yapan meslektaşlarıyla eşit haklara sahip olmak istiyor. Yıllardır düşük maaşlarla yaşam mücadelesi veren öğretmenler, taban maaş belirlenmesini talep ediyor.

facebook-paylas
Tarih: 08-06-2025 14:24

Özel sektörde çalışan öğretmenler: Taban maaş hakkımız!

Türkiye’de özel okullarda görev yapan binlerce öğretmen, düşük ücret, angarya iş gibi birçok haksızlığa karşı sesini yükseltmeye devam ediyor. Kimi zaman asgari ücretin altında, kimi zaman asgari ücretin bir tık üzerinde maaşla geçinmeye çalışan özel sektör öğretmenleri, “Artık geçinemiyoruz” diyerek taban maaş uygulamasının geri getirilmesini talep ediyor.

Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin durumunu konuştuğumuz Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İstanbul Temsilcisi Evin Turgut, öğretmenlerin yaşadığı geçim sıkıntısını, güvencesizliği ve sistematik sömürüyü çarpıcı ifadelerle anlattı: “Geçtiğimiz yıl birlikte çalıştığım bir kadın meslektaşım, okulda verilen yemek hakkını kullanmıyor, yemeği yanına alıp ertesi gün çocuğunun beslenme çantasına koymak üzere eve götürüyordu. Çünkü maaşı, çocuğunun beslenmesine koyacak meyve veya tatlı parasına bile yetmiyordu.”

‘Ay sonunu nasıl getireceğim’

 

“Mevcut maaşımızla bırakın bir yaşam kurmayı, hayatta kalmak bile ciddi bir mücadeleye dönüşmüş durumda” diyen Turgut, bugün özel sektörde çalışan öğretmenlerin büyük çoğunluğunun asgari ücret ya da çok az üstünde maaşlara mahkûm edildiğini söyledi. Öğretmenliğin artık bir meslekten çok geçim savaşına dönüştüğünü, sosyal hayatlarının kalmadığını, hatta kitapçıya uğramaya bile cesaret edemediklerini anlatan Turgut, “Barınma, ulaşım, sağlık ve en temel gıda ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamaz hâle geldik” dedi.

Turgut, “Öğretmen maaşlarının diplerde olduğu, öğretmenlerin mutfak alışverişi yapmakta dahi zorlandığı bir sistemde motivasyondan bahsetmek gerçekçi olmaz. Öğrencilerimize bilgimizi aktarmaya çalışırken zihnimiz sürekli ‘Ay sonunu nasıl getireceğim?​’ sorusuyla meşgul. Bu koşullarda nitelikli eğitim bekleyen sistem, aslında hem biz öğretmenleri hem de öğrencileri cezalandırıyor” ifadelerini kullandı.

‘Meslektaşım, yemeğini oğluna götürüyordu’

 

Öğretmenlerin dönem sonuna doğru sözleşmelerinin yenilenip yenilenmeyeceği, yaz maaşı ve yeni bir iş bulabilecek miyim kaygılarının arttığından bahseden Turgut, “Çoğu zaman sırf işten atılmamak için meslek onurumuza yakışmayacak angarya işler yapmak zorunda kalıyoruz. Bir yandan itibarsızlaşmanın bizlerde açtığı derin yara, bir yandan geçinememe hali ve bir yandan da okullarda maruz kaldığımız yoğun mobbing ile ders anlatmaya çalıştığımız için aslında ne motivasyonumuz oluyor ne de dersin niteliği. Mutlu olmadığımız için yeteri kadar verimli de olamıyoruz haliyle. Geçtiğimiz sene birlikte çalıştığımız bir kadın meslektaşım okuldaki yemek hakkını yemez, yanına alıp ertesi gün oğlunun beslenme çantasına koyardı. Çünkü çocuğunun beslenmesine koyacak meyve ve tatlı parasına yetmiyordu aldığı maaş” örneğini verdi.

 

Fotoğraf: Evin Turgut'un kişisel arşivi

 

‘Kamudaki öğretmenle aramızda uçurum var’

 

Turgut’a göre sorun yalnızca maaşlarda değil. Kamuda çalışan öğretmenlerle özel sektör öğretmenleri arasında 20-25 bin TL’ye varan maaş farkı bulunduğunu söyleyen Turgut, bu farkın sosyal haklar, kıdem güvencesi ve sendikal koruma gibi hayati alanlarda da kendini gösterdiğini belirtti.

“Aynı işi yapıyoruz, aynı çocuklara ders veriyoruz ama sistem bizi ikinci sınıf öğretmen olarak görüyor. Bu ayrımcılık kabul edilemez. Kamudaki öğretmenle özeldeki öğretmen arasında değil, öğretmenle patron arasında fark vardır.”

‘Taban maaş bir lütuf değil’

 

2014’e kadar yürürlükte olan taban maaş uygulamasının kaldırılmasının ardından, özel sektör öğretmenlerinin ücretlerinin adeta “serbest piyasa”nın insafına bırakıldığını belirten Turgut, “Bugün patronlar lüks arabalarda gezerken, öğretmenler açlık sınırında yaşıyor. Önerdiğimiz 60.000 TL’lik taban maaş; kira, ulaşım, gıda, kitap, kıyafet gibi en temel ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak belirlenmiş bir asgari yaşam sınırıdır. Bu bir lütuf değil, alın teriyle çalışan öğretmenin hakkıdır” dedi.

‘Görünmeyen emek sömürüsü durmalı’

 

Turgut, haftalık ders saatlerinin kağıt üstünde 30-35 saat gibi görünse de, fiiliyatta 60 saate kadar çıktığını söylüyor. Nöbetler, etütler, veli toplantıları, WhatsApp gruplarındaki mesai dışı mesajlara dönüşler gibi birçok angarya işin karşılıksız yapıldığını anlatarak “Görünmeyen emek sömürüsü son bulmalı” diyor.

Turgut, sözleşmelerin çoğunlukla işveren lehine, öğretmen aleyhine düzenlendiğini de vurguluyor. Belirsiz maddeler, eksik sigorta yatırımları, yaz tatilinde maaş ödenmemesi gibi uygulamalar öğretmenlerin istikrarsız, kaygılı bir iş hayatına mecbur bırakıldığını gösteriyor.

“Ben bu yıl yeni bir okulla sözleşme yaptım. İlk sene yarım sigorta, elden ödeme, hafta sonu mesaisi, maaşın yarısı elden veriliyor. Okulda tek özgürlüğüm çarşamba günü kot giymek!”

‘Bu sadece maaş değil, onur mücadelesi’

 

Yürüttükleri mücadelenin sadece ekonomik talepleri içermediğini söyleyen Turgut, sendikanın öğretmen onuru, güvenceli istihdam ve eğitim hakkı için topyekûn bir mücadele yürüttüğünü vurguladı.

Eylemlerin sonuç verdiğini belirten Turgut, Ankara’da gerçekleşen 52 günlük eğitim nöbeti dahil olmak üzere, sosyal medyada ve sahada görünür olmanın kamuoyunda farkındalık yarattığını belirtti: “Bu eylemler sadece taleplerimizi duyurmakla kalmadı, aynı zamanda öğretmenlerin korku ikliminden çıkmasına, cesaretle ayağa kalkmasına da vesile oldu. Hak, ancak mücadeleyle alınır”

‘Öğretmenin mi patronun mu bakanısınız?​’

 

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e de seslenen Turgut, “Öğretmen emeğini patronlara ezdirmeyin! Taban maaşı geri getirin, özel öğretim kurumlarındaki denetimsizliğe son verin. Artık bu sesi duymazdan gelemezsiniz. Kimin bakanı olduğunuzu itiraf edin: Öğretmenlerin mi, patronların mı?​” dedi.

Eğitimde özelleştirmenin toplumun her kesimini ilgilendiren bir mesele olduğunu vurgulayan Turgut, “Eğitim, paranın değil, kamunun hakkı olmalı. Bu yüzden öğretmenlerin hak mücadelesine yalnızca öğretmenler değil; öğrenciler, veliler ve toplum da omuz vermeli” çağrısında bulundu.

2025-2026 beklentisi: Taban Maaş yasası

 

Turgut, yeni eğitim-öğretim yılı için en büyük beklentilerinin taban maaş uygulamasının yasalaşması, güvenceli sözleşmelerin hayata geçirilmesi, 10 No’lu torba işkolundan çıkılması ve sendikal hakların tanınması olduğunu söyledi.

“Ama biliyoruz ki bu beklentiler kendiliğinden gerçekleşmeyecek. Bu yüzden yılmadan, korkmadan, örgütlenerek ve direnerek mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biz kazanırsak, yalnızca öğretmenler değil; öğrenciler, veliler ve toplum kazanacak.”

 

 



Kaynak: Evrensel

Bu haber 179 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EMEK Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
NAMAZ VAKİTLERİ
YUKARI YUKARI