|
Tweet |
Sevil Aracı'nın Ekmek ve Gül’de yer alan değerlendirme yazısında, suya erişimde yaşanan güçlüklerin sınıfsal eşitsizlikler ve toplumsal cinsiyet rolleriyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulanıyor.
Dünyanın pek çok bölgesinde olduğu gibi Türkiye’de de temiz ve güvenilir suya erişimin zorlaşması, en çok kadınları ve çocukları etkiliyor. Hane içi temizlik, yemek yapma, çocuk ve yaşlı bakımı gibi bakım emeğini büyük oranda üstlenen kadınlar, su kısıtlamaları veya yüksek su faturaları karşısında hem daha fazla fiziksel yük üstlenmek zorunda kalıyor hem de derinleşen yoksullukla yüzleşiyor.
Öne çıkan tespitlerde, su krizinin temel sebebinin yalnızca kuraklık gibi doğal faktörler olmadığına dikkat çekiliyor. Su kaynaklarının ticarileştirilmesi, özelleştirme politikaları ve rant odaklı projelerin suyun kısıtlı bir ticari mal haline gelmesine yol açtığı, bunun da eşitsizlik akışını daha da hızlandırdığı ifade ediliyor.
Çözümün ancak suyun temel bir insan hakkı ve kamusal bir varlık olarak kabul edilmesiyle mümkün olacağı belirtiliyor. Doğa ve insan odaklı politikaların hayata geçirilmesi; iklim adaletinin, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sınıfsal adaletle birlikte ele alınması gerektiğinin altı çiziliyor.