Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yayımladığı "Yarının Türkiye'si İçin" başlıklı yazılı bildiriyle parti siyasetinden çekildiklerini ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını bildirdi.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklama şu şekildedir:
"İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir"
İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir. İnsanın varoluşunu anlamlandıran düşünce sistemleri sarsılmakta; yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirmektedir. Arka arkaya yaşanan jeopolitik depremler, savaşlar ve soykırımlar, derinleşen ekonomik adaletsizlikler ve yeni-sömürgeci tahakküm biçimleri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin taşıyıcı sütunlarını yerinden oynatmaktadır. Bu küresel altüst oluş yalnızca uluslararası sistemi değil, bölgesel dengeleri, ulusal kurumları ve toplumsal dokuları da derinden sarsmaktadır. Türkiye, bütün bu kırılmaların kesişme noktasındadır. Tarihin fay hatları üzerinde bulunan ülkemiz, aynı anda hem son derece ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıyadır.
"Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişim kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimidir"
Önümüzdeki meydan okumaların risklerini asgariye indirmenin ve tarihin önümüze çıkardığı imkanları kalıcı bir güce dönüştürmenin şartları bellidir: Herkese eşit işleyen adil bir sistem, insan onurunu esas alan demokratik hukuk düzeni, düşünce özgürlüğüne dayalı özgün bir zihniyet dönüşümü, farklılıkları ortak bir aidiyette buluşturan güçlü bir vatandaşlık bilinci, tutarlı bir toplumsal ve siyasi ahlak anlayışı, üreten ve rekabet eden bir ekonomi, refahı topluma yayan sosyal adalet sistemi, ehliyet ve liyakat temelinde işleyen devlet kurumları, meşruiyetini yalnızca ve doğrudan millet iradesinden alan siyasal düzen ve dünyadaki büyük dönüşümleri doğru okuyabilen stratejik bir akıl. Özetle, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişim kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimidir.
"Siyasetten topluma yayılan kutuplaşma, ortak aidiyet bilincimizi tahrip etmektedir"
Bugünkü tabloya baktığımızda, bu temel şartların çoğunda ağır bir gerileme yaşandığını görmekteyiz. Başta ülkenin geleceğini inşa eden üniversitelerimiz olmak üzere düşünce ve bilim kurumlarımız, uluslararası rekabette her geçen gün mevzi kaybetmektedir. İnsanlığın bilgi birikimini ve üretim süreçlerini hızla dönüştüren yapay zeka devrimi karşısında Türkiye, öncü ve kurucu bir aktör olmak yerine başkalarının ürettiği teknolojileri takip eden bir ülke olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Üniversite mezunlarının sayısı artarken eğitimin niteliği, özgür düşünce kapasitesi ve istihdamla uyumu aynı ölçüde gelişmemektedir. Siyasetten topluma yayılan kutuplaşma, ortak aidiyet bilincimizi tahrip etmektedir. Birbirimizi vatandaş, komşu ve kader ortağı olarak değil; yenilmesi, susturulması veya tasfiye edilmesi gereken rakip kamplar olarak görmeye başladığımız ölçüde millet olma vasfımız zayıflamaktadır.