beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Ekrem İmamoğlu'na 2 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak

İmamoğlu hakkında, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'nın şikayeti üzerine "hakaret" suçlamasıyla açılan ve iki kez beraat kararı çıkan dava yeniden görüldü. İmamoğlu'na 2 yıl 1 ay ceza ve siyasi yasak verildi.

facebook-paylas
Tarih: 11-09-2026 14:53

Ekrem İmamoğlu'na 2 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, AKP'li eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya "hakaret ettiği" suçlamasıyla bugün Silivri'de hakim karşısına çıktı.

Duruşmayı takip etmek üzere Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan dahil çok sayıda kişi Silivri’ye geldi. Ekrem İmamoğlu, avukatlar, gazeteciler ve izleyicilerin salondaki yerlerini almasıyla duruşma başladı.

İmamoğlu: 13 ayrı davanın muhatabıyım

 

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, "Katılmamın engellendiği bir duruşma sonrası buradayım" dedi.

Son 2 yıldır yalnızca siyasi rakipleriyle değil, art arda açılan davalarla, soruşturmalarla ve bitmek bilmeyen yargı süreçleriyle karşı karşıya olduğunu söyleyen İmamoğlu, "Türkiye'de, hatta dünyada siyasi iktidarın karşısında seçim kazanmış bir siyasetçinin, böylesine yoğun ve sistematik bir yargı sürecinin muhatabı haline getirildiği başka bir örnek bulmak kolay değildir. Bugün tam 13 ayrı davanın muhatabıyım. Bunların 12'si ceza davası, biri idari yargı davasıdır" dedi.

"Aday olmuşken, kimin kazanacağı belliyken…"

 

Söz konusu dava süreçlerinin zamanlamasına dikkat çeken İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Peki bunlar ne zaman yaşanıyor? İktidarın karşısında 4 kez seçim kazanmışken, milletimizin teveccühüyle ana muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olmuşken ve Türkiye önündeki ilk seçimde iktidarın değişip değişmeyeceğini tartışırken, muteber tüm araştırmalarda seçimi kimin kazanacağı belliyken... İşte tam da böyle bir dönemde siyasetin doğal rekabet alanında yarışmak yerine, milletin iradesine başvurmak yerine, milli iradeyi yok sayarak, gasbederek, benim hayatım adliye koridorları ile cezaevi arasına sıkıştırılmak ve orada bir şekilde psikolojik işkenceyle geçirilmek isteniyor."

"Tam 19 hakim değişti"

 

Yaşananların boyutunu sayılarla anlatan İmamoğlu, "Muhatabı olduğum 13 ayrı davada, tam 19 hakim değişti. İBB duruşmalarının başladığı 9 Mart'tan bugüne 82 kez duruşmalara katıldım. Bu hafta da 5 günde 5 duruşma deneyimini yaşamış oldum. Daha önce de yine Silivri'de bu yerleşkede aynı günde 3 farklı duruşma salonunda, 3 farklı mahkemede, 3 farklı duruşmaya katıldığım gibi" dedi.

"Kişisel işkenceye dönmüş bir dava günü"

 

"Bu nasıl bir siyasi korkudur ya da tarifi imkansız bir psikolojidir" diye soran İmamoğlu, davanın birinci duruşmasında yaşananlara da değinerek şunları söyledi:

"9 Mart'tan itibaren 76 kez İBB duruşmaları, 30 Mart'ta bilirkişi davası, 6 Temmuz'da casusluk davası, 5 Haziran Tuzla davası vardı. Bir şekilde ne yazık ki bu yerleşkeden sorumlu başsavcılığın, hukuksuz bir biçimde, psikolojik işkenceyle, beni yolun yarısından, 60 kilometre gittikten sonra geri döndürdüğü, tarihte olmamış bir biçimde kişisel işkenceye dönmüş bir dava günü, 6 Temmuz'da diploma davası, bugün yine 10 Eylül'de sizin huzurunuzda Tuzla davası. Toplam 83 duruşma oldu. Muhtemelen bu ayın sonunda 100 duruşmaya yaklaşan bir seyrin içerisinde olacağım."

"Uğradığım hukuksuzlukları sıralamak bile çok güçleşti"

 

İmamoğlu, "Bu davada da hakimin değişmiş olmasını, yaşadığımız bu tablo içerisinde ne yazık ki doğal karşılamak elbette kolay olmuyor. Evet, ben bugün çok sayıda siyasi davayla, insan haklarını hiçe sayan ve düşman hukukunu dahi aşan sayısız hukuk soruşturmasıyla karşı karşıyayım. Yargısız infazlarla, devletin kurumlarıyla, müşterek medya linciyle, usulsüz soruşturma, kovuşturma, sorgu süreçleriyle, savunma hakkımın engellenmesi ve hatta kitabımın daha baskıya bile başlanmadığı bir ortamda okuruyla buluşmadan yasaklanmasıyla karşı karşıyayım. Artık hakkımda yapılanları, uğradığım hukuksuzlukları kronolojik olarak sıralamak bile çok güçleşmiştir. Bir dava bitmeden diğeri başlıyor. Bir soruşturmanın hukuksuzluğunu anlatmadan yenisi geliyor. Bir hakimin karşısından kalkıyoruz, başka bir hakimin karşısına geliyoruz" dedi.

"Adalet Bakanı duruşmalara müdahale ediyor"

 

Savunması sırasından Adalet Bakanı Akın Gürlek’i eleştiren İmamoğlu, "Burada her gün usulsüz, düzensiz ve sürekli değişen kararları, kuralları ile duruşmalar devam ederken, ülkenin Adalet Bakanı da benim girdiğim duruşmaların içeriğine müdahale edecek bir biçimde beyanlarda bulunmaya devam ediyor. Yani aslında Adalet Bakanı ve HSK Başkanı kimliğiyle savcısından hakimine müdahale etmeye ve etki altına almaya devam ediyor" dedi.

Kılıçdaroğlu'na tepki: "Allah kimseyi 80 yaşında bu duruma düşürmesin"

 

İmamoğlu, sözlerinin devamında kendisi için "Siyasi tutuklu değil" diyen butlan CHP'sinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na isim vermeden tepki gösterid:

"Anayasanın, kanunun, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının açık hükümleri ortadayken, anayasal düzenin sınırlarını aşan ve saray rejiminin siyasi hedefleri doğrultusunda işleyen bir yargı düzeniyle karşı karşıyayım. Ben siyasi tutukluyum, tutsağım. Ben, bu ülkenin 87 milyon yurttaşımız için verdiğim cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesinin siyasi esiriyim. Ancak yaradana şükürler olsun ki milletin gözünde sokağa çıkamayan, caddelerde, meydanlarda dolaşamayan, toplumun vicdanına hapsolmuş siyasi bir beden değilim. Allah kimseyi 80 yaşında bu duruma düşürmesin."

Üsküdar tepkisi: "Milli irade hırsızlığının en vahşi örneği"

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2014 yılında söylediği "Hırsızlığın her türlüsü kötüdür ama en büyük hırsızlık, en büyük yolsuzluk milli irade hırsızlığıdır" ifadelerini hatırlatan İmamoğlu, Üsküdar Belediyesinin mahkeme kararıyla iptal edilen seçim sonrası AKP'ye geçmesini eleştirdi:

"Milletin sandıkta ortaya koyduğu iradenin belediye başkan vekilliği seçimi üzerinden tersine çevrilmeye çalışılması, seçilmişlerin tasfiye edilerek hukuksuz yöntemlerle transferler yapılması, kanı donduracak biçimde 2 meclis üyesini tam da bu eşikte, 3 yaşında bebeği olan bir anneyi, hiçbir görev ve yetkisi olmayan bir avukatı hapse atarak ortaya konan yöntem, milli irade hırsızlığının en vahşi, vicdanları, kuralları yerle bir eden somut örneğidir. Seçilmişleri, belediye başkanlarını, cumhurbaşkanı adayını, rakibini ve rakip partiyi tasfiye ederek seçmen iradesini etkisizleştirerek kurulan sisteme, düzene siyasi bir rekabet değil, siyasi soykırım demek gerekmektedir. Bu gözü dönmüş mekanizma, yine milletin azim, kararlılık ve mücadelesiyle sandıkta son bulacaktır."

"Bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış bir devlet olamayız"

 

Demokrasinin siyasetin doğru biçimde kurumsallaşmasıyla güçleneceğini söyleyen İmamoğlu, "Siyasetin her şey olmadığı, siyasi parti liderlerinin kutsallaştırılmadığı, siyasetin kişilere değil kurallara bağlı olduğu ve yalnızca millete hizmetin bir aracı olarak görüldüğü bir düzeni kurmak zorundayız. Çünkü biz bir parti devleti değiliz, olamayız. Biz, bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış bir devlet de olamayız. Ne yazık ki 2017'den itibaren güçler ayrılığı ilkesini ortadan kaldıran, devletin yetkilerini tek elde toplayan bu ucube sistemin, milletçe esiri haline gelmiş durumdayız. Bu sistem ülkemizi yalnızca demokratik ve kurumsal açıdan zayıflatmadı, milletimizi fakirleştirdi, işsizliği büyüttü, geleceğe duyulan umudu aşındırdı. İşçisinden öğrencisine, emeklisinden ev kadınına, hatta çocuklarımıza kadar toplumun bütün kesimlerini mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürükledi" dedi.

"'Nezaketsiz' ifadesi hakaret kastı taşımamaktadır"

 

İmamoğlu, Şadi Yazıcı’ya "hakaret ettiği" iddiasına ise şöyle yanıt verdi:

"Siyaseti tek bir kişinin etrafında şekillendiren, o kişiye kendisini ispat etmek uğruna sınır tanımayan bu anlayışın temsilcilerinden eski Tuzla Belediye Başkanı, bana karşı sergilediği nezaketsizlik ve ardından 'yavuz hırsız ev sahibini bastırır' misali hakkımda şikayetçi olmasıyla tümüyle uydurma olan bu dava süreci başlamıştır. Tamamen usule ilişkin verilen bir bozma kararı olduğunu hatırlatmak isterim. Sayın mahkemeniz, daha önce dosyadaki tüm delilleri incelemiş, siyasi eleştiri niteliği taşıdığını tespit ederek beraatime hükmetmişti.

İddianamede bağlamından koparılarak cımbızlanan ve şahsıma suçlama olarak yöneltilen 'nezaketsiz' ifadesi, asla bir hakaret kastı taşımamaktadır. Aksine o gün orada yaşanan somut bir provokasyona ve şikayetçi Şadi Yazıcı'nın sergilediği ağır nezaketsizliğe verilmiş haklı bir tepkiden, bir durum tespitinden ibarettir.

Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladıktan sonra ziyaret ettiğim ilk ilçe belediyelerinden biri Tuzla Belediyesi olmuştur. 30 Aralık 2019 tarihinde Sayın Şadi Yazıcı'yı makamında ziyaret ettim. Ben 5 yıl ilçe belediye başkanlığı yaptığımda o dönemin AK Parti Büyükşehir Belediye Başkanı ne kapımı çaldı, ne ziyaret etti, ne randevu taleplerime makul bir geri dönüş yaptı. Yine 9 Haziran 2021 tarihinde Sayın Şadi Yazıcı'nın annesi merhume Türkan Yazıcı'nın cenazesine de katılarak taziyelerimi ilettim. Görev sürem boyunca, Tuzla'da çok sayıda yatırım, hizmet ve proje hayata geçirildi, geçirilmeye de devam ediyor. Bu kapsamda Sayın Şadi Yazıcı'yı birçok kez programlarımıza, açılışlarımıza ve toplantılarımıza davet ettim. Dikkat çekici olan husus, yıllar boyunca gerçekleşen çok sayıdaki programa davet edilmesine rağmen hiç iştirak etmeyen şikayetçinin, sadece dosyada konu olan 25 Ekim 2022 tarihli açılış programına katılmış olmasıdır. 

Davetlim, şikayetçi, kürsüye çıkıp tesise emeği geçenlerin ismini dahi anmaktan kısıtlı olarak kaçındığı, hitap ettiği kalabalığın tepki meyli göstereceğini bile bile ağır eleştirilerle dolu bir konuşma yaptı. Benden önce görev yapan insanların 25 yıl öncesine dönerek isimlerini andı. Benim ismimi dahi anmadı. Ben, bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak onun konuşmasını bölenleri kendim, bizzat ayağa kalkarak kalabalığı susturmaya ve 'Lütfen yapmayın' demeye gayret ettim ve sakinleştirdim. Bu kişi söz hakkını sonuna kadar kullandı, milletin sabrını zorlayacak şekilde bir dil kullandı ve hatta konuşma sırası bana geldiğinde, kendisi beni dinleme nezaketini dahi göstermeden salonu terk etmeye kalkıştı. Provokasyonun son halkası da buydu. Takdir edersiniz ki bir belediye başkanının ev sahibi olduğu bir törende, diğer belediye başkanını dinlemeden salonu terk etmesi gerçekten ağır bir nezaketsizliktir. 

Bu kadar aleni biçimde yapılan saygısızlığa karşı alanda büyük bir tepki oluşmuş, ortam gerilmiştir. Ben, bu esnada şikayetçinin şahsına hakaret etmek için değil, tamamen galeyana gelen vatandaşları sakinleştirmek ve taşkınlığı önlemek amacıyla şu sözleri sarf ettim: 'Arkadaşlar, o arkadaş buraya germeye gelmiş. Siz bırakın. Sakin, sakin... Nezaketsizlik... Bakın arkadaşlar, müsaade edin lütfen. Bakın provokasyona gelmeyin, ilgilenmeyin. Kötü söz sahibine aittir.'

Kaldı ki o esnada şikayetçiye yine benim güvenlik görevlilerim eşlik ederek arabasına binmesine vesile olmuştur. Yani durum çok alenidir. Görüntülerde, seslenişte her şeyde sabittir. Kullandığım 'nezaketsiz' lafı, diğer sözlerimden dakikalar önce kalabalığı yatıştırmaya çalışırken, bizzat şikayetçinin hiçbir şekilde dinlemeyi tercih etmeden, bu adaptan yoksun eylemine yönelik söylenmiş bir sözdür."

"Ben o kürsüde İstanbul halkının hakkını savundum"

 

İddianamede yer alan "Cebimizdeki paraları aldınız, yüzde 50'sini çaldınız" sözlerine dair de konuşan İmamoğlu, şunları dile getirdi:

"Müştekinin konuşmasını bitirmesiyle benim bu sözleri sarf etmem arasında 10 dakikadan fazla bir süre, bambaşka bir bağlam vardır. Konu kapanmıştır ve gitmiştir. Konuşmamın sonraki bölümünde hedefim, açıkça isimlerini zikrederek seslendiğim hükümetin ekonomik politikaları ve Genel Başkan Yardımcılarıdır. Ben o kürsüde İstanbul halkının hakkını savundum. '3 ayı bizden çaldınız' derken 2019 yerel seçimlerinin haksız ve hukuksuz yere 86 milyon insanın şahitliğinde iptal edilmesiyle göreve başlamamızın 3 ay geciktirilmesini, yani İstanbul halkının 3 ayının gasp edilmesini kastettim. 'Cebimizdeki paraları da aldınız, yüzde 50'sini çaldınız' derken, bütçemizi yaptığımız dönemde ağır ekonomik krizin gereği yüzde 48 olan enflasyonun o konuşmayı yaptığım ay itibarıyla yüzde 85'lere fırlamasını, yani kötü ekonomi yönetimi yüzünden İBB bütçesinin, vatandaşın cebindeki paranın alım gücünün yarı yarıya erimesini, enflasyon yoluyla bu paranın adeta çalınmasını eleştirdim. Tümüyle ekonomik bir durumdan söz etmeme rağmen, iddianamede cümlelerim kesilerek, sanki müştekinin şahsından ve onun adi bir hırsızlık veya yolsuzluk yaptığından bahsediyormuşum gibi aktarılmıştır. Biz, siyasi bir eleştiride de bulunamayacak mıyız? Tabi ki bulunuruz. Dün belediye başkanı olanlara hak olan, bana neden olmasın? Tümüyle siyasi eleştiridir ve genel siyasete dayalı bir konuşma metnidir."

"Utanç duyuyorum, kınıyorum"

 

İmamoğlu, ​Şadi Yazıcı'nın kendisini sık sık hedef aldığını da belirterek şunları kaydetti:

"Olay günü benim açılıştaki konuşma sürem tam 23 dakika 34 saniye. Şikayetçinin konuşma süresi tam 19 dakika 17 saniye. Yani benim kadar konuştu. Çünkü amacı orada bir nezaket konuşması değildi. 19 dakika boyunca, hiçbir İBB emekçisinin, İSKİ'nin yöneticisinin ismini dahi anmadı. 19 dakika boyunca ağır eleştiriler eşliğinde kışkırtma yarattı. Şikayetçinin Tuzla Belediye Başkanlığı süresince odağında ben vardım. Belli ki kendisine siyasi bir hedef koymuş. O siyasi hedef doğrultusunda bulunduğu sistem gereği bir kişiye yaranmak adına, Ankara'ya yaranmak adına, YouTube kanalında, katıldığı programlarda, sosyal medyada özel çalışmalarla çok kez kendisinin beni hedef aldığı geçmiş kayıtlarda ortadadır. Nezaketsiz söylemlerden, iftiralardan da hiç kaçınmadı. Açıkçası hayli kaba idi. Ama ben yine de kendisini hiçbir zaman muhatap almadım. İddia makamlarının bu şekilde beni hedef almasından utanç duyuyorum. İddia edilen hususlarda da yazanları kınıyorum ve bunun siyasi saiklerle yapıldığının da altını çiziyorum. Ortada şikayetçinin şahsına yönelik bir hakaret veya suç kastı yoktur." 

"Karakol açtık polis gelmedi, cami açtık imam gelmedi…"

 

İmamoğlu ayrıca açtıkları her eserde devleti yanlarında görmek istediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti:

"Karakol açtık, Emniyet Müdürü gelmedi. İstanbul'un en büyük karakollarından, emniyet müdürlüğü olacak büyüklükte karakol yaptık, açtık, açılışta tek bir polis bile yoktu. Cami açtık, müftü gelmedi, imam gelmedi, müezzin gelmedi. Okul açtık, bakan gelmedi. Milli Eğitim Müdürü gelmedi, Vali gelmedi, Kaymakam gelmedi. Bütün bunlara rağmen küskünlük üretmeden hizmet üretmeye ve en doğru işleri yaparak, projeleri yaparak insanlarımıza bu hizmetleri açmaya gayret ettik. Hatay'da okul yaptık, o depremin acı ortamında dahi o devletimizin temsilcileri oraya katılamadı. Niye? Türkiye'nin geldiği durum budur. O kişinin de düştüğü durumun esasen temelinde bu anlayış vardır."

"Bu absürt davayı aziz milletimizin gündeminden çıkartın"

 

İmamoğlu sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Ben buraya Silivri'den 12 metrekarelik hücremden çıkıp geldim. Bu salondan çıkınca yine o hücreye döneceğim. İnanın ben sevgi dolu kalbimle, milletimin duasıyla ve desteğiyle 12 metrekareye, 87 milyon ile sığıyorum. Kalbinde nefreti, öfkeyi besleyen zihniyet ise bırakın 1150 odalı sarayına sığmayı, 87 milyon ile koca vatanımızda bile buluşamaz ve sığamaz cennet vatanımız bile bu zihniyeti taşıyanlara zindan gelir. Bugün burada nezaketi de nezaketsizliği de çok titiz bir şekilde anlattım. Türkiye nasıl bir hukuk düzeninde yaşayacak, buna hep birlikte kafa yormalıyız. Ve umuyor ve diliyorum ki, insanların, rakiplerin birbirleriyle savcılık koridorlarında değil, milletin huzurunda yarıştığı bir Türkiye'yi var ederiz. Mücadelemiz bu yöndedir. Bu absürt, anlamsız ve gereksiz bir davayı en hızlı şekilde sonuçlandırmanızı ve bu davayı aziz milletimizin gündeminden çıkartmanızı size öneriyorum."

Avukatlardan beraat talebi

 

İmamoğlu’nun savunmasının ardından avukatları Kemal Polat ve Nusret Yılmaz beyanlarda bulundu. Avukatlar, İmamoğlu’nun açılış sırasında Şadi Yazıcı’ya yönelik tepkileri dindirmeye çalıştığını, Yazıcı alandan ayrıldıktan sonra İmamoğlu’nun konuşması sırasında kullandığı ifadelerin farklı bağlamlarda ve farklı öznelere yönelik olduğunu söyledi ve beraat talep etti.

2 yıl 1 ay hapis cezası

 

Cumhuriyet savcısından esasa ilişkin mütalaası soruldu. Duruşma savcısı mütalaasında İmamoğlu’nun 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

İmamoğlu mütalaanın ardından, “Ne böyle bir mütalaa olur ne böyle bir iddianame olur. Bu mahkemenin bile burada kurulu olması skandaldır bu mütalaa da mesnetsizdir. Türk yargısı adına hakim konumundasınız yüze Türk milleti adına karar vereceksiniz dilerim ve umarım ki bu kararı verebilirsiniz” dedi.

Mütalaanın ardından “suçun sabit olduğu” gerekçesiyle Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak verildi.

İmamoğlu salondan ayrılırken "Atanmış hakimler benim hakkımda karar veremez. Bu karar yok hükmündedir. Moralinizi yüksek tutun" dedi.

İlk duruşmaya götürülmemişti

 

​Ekrem İmamoğlu, Anadolu Adliyesi 16. Asliye Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmasına yüz yüze katılmak için yola çıkmış ancak 60 kilometre yol gittikten sonra "araç bozuldu" gerekçesiyle cezaevine geri götürülmüştü.

Dava 25 Ekim 2022 tarihinde düzenlenen "Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri 3. Etap Açılışı" töreninde Şadi Yazıcı ile Ekrem İmamoğlu arasında yaşanan gerginliğe dayanıyor.

Gerginlik sırasında İmamoğlu, "O arkadaş burayı germeye gelmiş... Sakin olun, ilgilenmeyin, kötü söz sahibine aittir" şeklinde ifadeler kullanmıştı. 

​Şadi Yazıcı'nın şikayeti üzerine hazırlanan iddianamede İmamoğlu hakkında "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret" suçlamasıyla 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası ve siyasi yasak talep edilmişti.

​İmamoğlu bu suçlamadan 2 kez beraat etmiş ancak yapılan itirazlar sonrasında beraat kararları istinaf mahkemesince usulden bozularak dosya yeniden mahkemeye gönderilmişti.




Kaynak: Evrensel

Bu haber 58 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER POLİTİKA Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
NAMAZ VAKİTLERİ
YUKARI YUKARI