Yoksullukla mücadele eden aileler çocuklarının geleceğini güvence altına almak adına onları çalışmaya yönlendirirken, Milli Eğitim Bakanlığının uyguladığı mesleki eğitim modelleri ve MESEM uygulamaları çocuk emeğini sermayenin ucuz iş gücü ihtiyacı doğrultusunda şekillendiriyor. Ancak çalışma hayatına adım atan çocuklar için bu süreç ciddi riskleri de beraberinde getiriyor.
İSİG Meclisi verilerine göre 2013 yılından bu yana en az 852 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti, sadece 2026 yılının ilk altı ayında yaşamını yitiren çocuk işçi sayısı ise en az 37 olarak kayıtlara geçti. Sanayiden tarıma, hizmet sektöründen stajyerlik uygulamalarına kadar pek çok alanda kontrolsüz şekilde çalıştırılan çocuklar, deneyimsizlikleri ve kriz anlarında korumasız kalmaları nedeniyle ağır bedeller ödemeye devam ediyor.
Yazar Deniz İpek’in Evrensel gazetesinde kaleme aldığı değerlendirmeye göre, çocuk işçiliği yalnızca eğitim veya denetim yetersizliğiyle açıklanabilecek bir durum olmaktan çıkıp kriz, güvencesiz çalışma ve toplumsal yoksulluğun birleştiği yapısal bir soruna dönüşmüş durumdadır. Çözümün ise çocukluğu piyasanın taleplerinin önüne koyan, ailelerin çocuklarını çalıştırmak zorunda kalmayacağı insanca yaşam standartlarını sağlayan bütüncül ve kamusal politikalardan geçtiği vurgulanıyor.